24 Ocak 2014 Cuma

Eve gelmek ne güzel


24 Ekim 2013 Perşembe

Hayal2809


Canım oğlum, Can’ım;

Bu sana ilk kez bişeyler yazışım.  Herşey, bir adamın sırtında kırmızı çantası Fransız Kültür Merkezi önünde büyük bir heyecan ile anneni beklemesiyle başladı. İşte bu karşılaşma sayesinde ilk önce ben sonra da sen doğdun.

Fransız Kültür Merkezi önünde buluştuk, KeVe’de (Taksim Tünel) oturduk, konuştuk, birbirimize okuduğumuz kitaplardan bahsettik, sonra Ortaköy’e gittik, boğazı izledik, anneni taksi ile bırakırken yanına bile oturamayacak kadar heyecanlı idim.  Sebil Cafe’de şarap yerine vişne suyu içtik, Tarık Zafer Tunaya’da sinemaya gittik, Şarabi, Pano, Viktor Levi’de şişe şişe şaraplar içtik, Sohbet Ocakbaşı’nda Chealsea-Galatasaray maçını izledik, sayamayacağım kadar Bakırköy çevreyolu dolmuşu sırasında bekledik, Vazgal’da sık sık tavla oynadık (yancı bir amca hep anneni tuttu nedense), Burgazada’da ufacık balıklardan oluşan sürünün bir ona yana bir bu yana yüzüşünü izledik, Kapalıçarşı’da yanyana bir çay içemedik, Boğaziçi Kampüsü’nde “Dünyayı Kurtaran Adam”ı izledik, Pano gecelerinden birinin sonunda Milli Piyango İdaresi önünde birbirimizi sımsıkı sarıldık ve bu bizim ilk kısayolumuz oldu, “Sonsuzluk ve Bir Gün” filmini izlemeye çalıştık, Kazasker’de bir sonbahar günü ağaç yaprakları kaplı (o kadar ki kaldırım belli olmuyordu) bir yolda elele yürüdük  ve ben en sonunda askere gittim. Annen askerde de beni hiç yalnız bırakmadı, sık sık ziyaretime geldi İzmir’e ve Erzincan’a. Tepesinde ufak bir göl olan bir yaylaya çıktık, kasası tepeleme pişmaniye dolu bir traktör gördük. Askerliğimin sonunda İstanbul’a döndüğüm otobüsün plakası 25 GZD 34 idi. Ne tuhaf di mi? Vee 28 Eylül 2003 (çok sık kullandığın appleid şifresi Hayal2809) yılında annen ile Çubuklu Hayal Kahvesi’nde evlendik. Tam on yıl önce bugün.

Canım oğlum; senin bu kadar iyi huylu, akıllı, ahlaklı, komplekssiz bir çocuk olman Gözde gibi bir annen olması ile alakalı babacım. Seninle olan tüm ilişkimde, en başından beri hep anneni örnek aldım, yaptığım tüm yanlışları hep anneni gözlemleyerek farkettim. Ve umarım annen kadar iyi bir baba olabilirim sana.

Ve üzülerek söylemek zorundayım ki annen benim sevgilim babacım. Ve gerçekten tüm kalbimle diliyorum ki birgün annen gibi bir sevgilin olur ve söz verdiğin gibi “Kortis” diye hitap edersin O’na.

Bu arada bu yazıyı yazarken aşağıdaki haydutlar da yardım etti bana.




Not : Şu sana bahsettiğim Splendid Hotel'e gidiriyoruz yarın akşam annen ile dolayısıyla yarın akşam ananendesin :(



İkinizi de çok seviyorum.
Büyük rakibin Kaya

15 Şubat 2013 Cuma

Ay'a okul yapılır mı?

Merak Eden Çocuk

Geçenlerde Can'ı okulundan ben aldım. Okul okul değil, sanki bir oyun evi gibi. Çok şahane bir okulu var. Şanslı kerata. Kendisine de biraz sürpriz oldu beni görünce. Sürprizin heyecanı çok uzun sürmedi. Çünkü onlar okulda ikindi kahvaltısına oturmadan tam önce almaya gitmişim onu.
Öğretmenleri de bunun bilincinde olsa gerek ki, hem sınıf öğretmeni hem de okuldaki çocuklardan sorumlu amir, beni uyardılar. Aman ikindi kahvaltısını yapmadı, Can'a takviye gerek.

Nasıl alıştırmışsa herkesi yeme konusunda, hassasiyetin tüm maarif farkında maşallah. Neyse, sınıflarının tam önünde şöyle bir sarı kağıt gördüm.


Resmi biraz hıyar gibi çekmişim, özür. Çocukların boyuna göre asılmıştı, dalgaya düştüm. Kendi açımdan çektim. Öğretmenleri çocuklara sormuş ve hepsinin görüşlerini not etmiş, soru "Ay'a okul yapılır mı?"

Can konuya lojistik ve ikmal açılarından yaklaşmayı uygun görmüş.

"Tam 4 günde Ay'a gidiliyorsa oraya tuğla ve yemek taşınmaz. Eren inşaat mühendisi, ona da bir sorayım"

Cevabımı buraya yazayım, yıllar sonra okursun. Bence yapılmasında, teknik açıdan hiçbir engel yok. Sadece feasible olmaz.

Okul çıkışı ikindi kahvaltısını etmediği için kendisini İkindi Köftecisi'ne götürmeyi önerdim. Şekil 1a'da da görebileceğiniz üzere büyük bir memnuniyetle karşıladı.

Şekil 1a

24 Aralık 2012 Pazartesi

Sanat halleri





* Tasarım Bienali'ne gideceğiz. Sabahtan itibaren evde bineal diye bahsederken, Can duyduğunu ünlü kitapçı Dienal (!) anlamış. Bir heves zıplaya zıplaya gittiği İstanbul Modern'de, "ama burası Dienal değil ki!" diye isyan edince anladık biz durumu. Bienalden çıkışta dienale gittik.

* Topkapı Sarayı'na gidip bir sergi gezeceğiz. Kaya'yla aramızda saraya gideceğiz diye konuşurken bizimkinin "tavuksuyu çorba da içecek miyiz?" çıkışıyla silkindik. Akşam Saray'da tavuksuyu çorba içtik.

21 Kasım 2012 Çarşamba

Kısa kısa...

* Servisi, spor dersi, veli toplantısı ve hatta aşkı meşkiyle, Can'ın  tam teşekküllü okul hayatı başladı. Bu sene, yeni okulumuz Merak Eden Çocuk'la birlikte okul sorunlarımız neredeyse tamamen bitti, artık okula gitmekten zevk alıyor Can.

* Son dönem favori dansımız Gangnam Style. Özellikle Bade'yle yaptığı gösteriler seyre değer. :)

* Dün bana, "anne, benin fesbukum yok mu?" diye sorarak, daha 4,5 yaşına girmeden Facebook'a girmek istedi. Ne diyeyim bilmem ki.

* Bugünlerde favori kitabı Pıtırcık Futbolcu. Onun ilgisini çekecek renklilikte resimleri olmamasına rağmen, her akşm benden onu okumamı istiyor. Özellikle Pıtırcık ve arkadaşları futbol oynarken toplarının bisikletli Bay Posbıyık'a çarptığı, ve onun  da kavgalı olduğu Bay Pisbıyık'ın evinin içine düşmesi pasajında katıla katıla gülüyor. Öyle gülmesi o kadar hoşuma gidiyor ki, bazen orayı yeniden yeniden okuyorum.

Annaneye doğumgünü hediyesi



28 Ağustos 2012 Salı

Bu yaz...


Can bu seneki Kaş tatilimizde ilk kez,

* Palet, deniz gözlüğü ve şnorkel kullandı, balıkların peşine takıldı,
* Kolluklarını atıp, babasıyla benim aramda, büyük bir heyecanla yüzdü,
* Bahçeden çilek topladı
* Kendine arkadaşlar edinip onlarla oyun kurmanın keyfini yaşadı,
* Uzun yolculuklarımız boyunca zorluk çıkarmak bir tarafa, yolculukları bizim açımızdan eğlenceli kıldı, bize şarkılar söyledi.
* Okudu!