28 Kasım 2011 Pazartesi

Dizi dizi inciler


* Can, yumurtaya kaşığıyla vurur çatlayan yumurtaya hayretle bakarak:
- Annneeee örümcek avı gibi oldu.
- Ne oldu?
- Av, av.
- Ha tamam.



* Can okula başladı. Artık kendisi First Learning School Cesur Kaptanlar sınıfı öğrencisi. Başta biraz zorluk çekse de hızla alışıyor.
Bugün okulda İngiltere kültürünü tanıma günüymüş. Öğretmeni programda yazmış bunu. Ben de Can'ın çok sevdiği Beatles'ın bir fotoğrafını verdim, arkadaşlarına Beatles'ı anlatır diye. Bizimki tanıtmış grubu:
- Bu John abi, bu Paul abi, bu George abi, bu da Ringo abi!

* Okul demişken, geçen haftaki ülke de İtalya imiş. Sınıfta hep blikte aşk çeşmesi yapıp içine dilek dileyip para atmışlar. Bizimki ne dilemiş acaba? Tabii büyük bir basket potası. :)

* Artık basket oynamak da kesmiyor kendisini. Kağıda bir basket sahası çiziyor ve taktikleri çiziyor. Mesleği mi? Kendisi "teknik traktör."

* Aklımdayken not edeyim. Cimbom marşını söylüyor arada sırada: "Samanın yıldızı sarı kırmızııı, elinde kupayla Cimbom geliyooor"

17 Ekim 2011 Pazartesi

Annane ve Caillou

Annem, geçen gün aradı, "cep telefonuna Can'a bir fotoğraf gönderdim, baksın" diye.
Baktık, annane Can'ın kadim dostu Caillou'ya rastlamış. Fırsatını bulmuşken de Can için bir hatıra fotoğrafı çektirmişler.
Her yönüyle sürreel görünüyor. Dev bir Caillou, yanında hatıra fotoğrafı çektiren bir annane...
Biz o kadar sevdik ki, açıp açıp bakıyoruz fotoğrafa. :)

11 Ekim 2011 Salı

Kavun




Eren, Zarife, biz, hep beraber annemlerde yemekteydik. Can da sofraya oturdu, ama "şunu yemiicem, bunu yemiicem" faslına başlayınca, "hadi o zaman kalk sofradan, oturmana gerek yok" dedim, ve kaldırdım onu. Koltukların oraya geçti, kendi kendine oynamaya başladı. Biz de daldık, yemek yiyorduk ki şöyle bir konuşma geçti sofrada:

Annem - (babama) Ah, kavun kesecektik, unuttuk.
Babam - Ben hemen keserim şimdi.
Arkadan çıkış yapan küçük bir ses - Kavun sadece yemek yiyenlere mi veriliyor acaba?

Tabii kendisi kocaman tabak kavununu afiyetle yedi. :)

4 Ekim 2011 Salı

İrlanda köylüsü

Geçen hafta Kaya'yla birlikte Dublin'deydik.
Dönüşte havaalanında bizi şöyle biri karşıladı:




15 Temmuz 2011 Cuma

Can'ın bu sefer kendisi Güçlük!

Biliyorsunuz, Can üçlüğe güçlük diyor. Dün, yani 14 Temmuz 2011 itibarı ile kendi güçlük oldu haberi yok. Üçüncü yaşına girdi resmen. Şimdi üç yaşına girdi diye benden bi' duygusal yazı filan bekliyorsanız büyük yanılgıya düşersiniz. İnanılmaz yeni boşbeleşlikler var, onları yazacağım.

Can üç yaşında bir kekomançi olarak, boşbeleşliğinin de zirvesine çıktı artık. Adam resmen boşbeleşlikte ustalık dönemi eserlerini vermeye başladı.

Gelişimin doğru şekilde takip edilebilmesi açısından bazı hatırlatmalar yapmam gerekiyor.

Can'ın boşbeleşlikte çıraklık eserleri nelerdi, dilerseniz önce onları bir hatırlayalım.

Çıraklık Dönemi Eserleri (1-2 yaş arası başlıca boşbeleşlikler:):
  1. Tek başınayken yaramazca bir şey yapmadan önce kendi kendine "Can HAYIR didiiim" demesi,
  2. Şu videodan da anlaşılabileceği üzere, bilip bilmeden "yemesiii hanayıııı" şeklinde şakıması
  3. Son derece karizmatik ve cool dayısına "Naber lan Çatal?" şeklinde seslenmesi.
  4. Can kim geldi? sorusuna verdiği cevap.
Şimdi de olgunluk dönemi eserleriyle devam ediyorum.

Olgunluk Dönemi Eserleri
(2-3 yaş arası başlıca boşbeleşlikler):

  1. Ülke çapında ses getirmiş olan, İnternetime Dokunma eylemini, Sütlacıma Dokunma Eylemine dönüştürerek, eylemin ciddiyetine ve hassasiyetine gölge düşürmesi.
  2. Benim kendisine daha önce yaptığım "Haaaydi Cancan" şeklindeki tezahüratı, kendi başına "Haaaydi benben" şeklinde yorumlaması
  3. Çilli horoza Billi Horoz, Alidesidero'ya Aliistertop, Bir kusuru var yalnız kızın biraz entel takılmaktaya, bir kusuru var yalnız kızın biraz evden takılmakta gibi boşbeleş uyarlamalar...
veeeee.... Ustalık.

Ustalık Dönemi (3 yaş civarı boşbeleşlikler):

İşti şimdi zurnanın zırt dediği yerlere geliyoruz. Buradan sonrasını siz de bilmiyorsunuz. O yüzden üstteki gibi özetten ziyade bunları full versiyon olarak yazmalıyım.

Öncelikle sanatçının ustalık eserlerinden bahsetmeden önce boşbeleşliklerin biraz çiş, kaka, tuvalet, kusmuk ekseninde cereyan ettiklerini belirtmem gerekiyor. Evet, sanat bazen mide bulandırıcıdır. İçim kaldırmaz diyenler devam etymeyebilirler.
Can yanılmıyorsam son bir aydır filan çişini kakasını filan söyler oldu. Bu sebepledir ki, boşbeleşlik hikayelerimiz biraz bu yönde bu dönem.

Büyük usta eserini vermeden hemen önce

1- Bu sıralar, işte herkes dikkatli, dayım altına fışlatmasın diye. Babam da geçen gün onu parka götürüyo. Parka girmeden önce de diyo ki, "Can efendi, çişin varsa tuvalete götüreyim seni."
Çok biliyo ya boşbeleş, "ama dede burda tuaaalet yok ki." Babam da
"Var var."
El Cevap:
"Hıııı, evet evet, şuralarda bi davılyu cee olucekti."

Arkadaş, daha dün çişini söyleyemeyen sen, adam oldun da tuvalete Dabılyu Cee mi demeye başladın. Yemezler aslanım.

2- Sanırım bazı pedagojik sebeplerden ötürü, Can'ın kakasına sanki bir sanat eseriymiş gibi davranılıyor. Gün geçmiyor ki evin duvarlarında şöyle cümleler yankılanmasın
"Vay beeee, amma da güzel yaptın."
"Can bu senin masterpiece'in oldu, buna şöyle bi güzel el sallayalım da öyle basalım sifona"
"Can bunu sen mi yaptın, inanılmaz başarılı"
vs vs...
Bu hasbam da artık nası havaya girdiyse, geçen bi gün yine lazımlığına yapmış kakasını. Akabinde dönmüş baakmış bi eserine. Artık nası bi hayranlık duyduysa, demiş ki

"Anane, aman bunu dökmeyelim klooozete, Eren de baksın buna."

Ulan banane, manyak. Annem kıramamış tabii ki. Hafiften yaz sıcağıyla da yoğrulmuş ortamda, 2 saat kadar benim için bekletilmiş eser.
Benim aşağıdan zili çalmamla beraber, apartmanda çığlıklar.

"Ereeeeen, gel bak naaaptım."

Çıktım yukarı. Hyecandan yerinde duramıyor. Bak bak bak diye tuvalete koşuyoruz, yetişemiyorum ama, fişek gibi. Daldık tuvalete, böyle bi koku olamaz. Gösterdi bana.
Ben de methiyeler düzdüm. Ne kadar şaane bi bok olduğuna dair güzellemeler yaptım. ama böyle bi koku olamaz.
Benim laflarım gururunu okşamış olacak ki, yarım saat sonra gelecek olan babasının bu doğaüstü eserden nasibini alması gerektiğine hüküm verdi. Dedi "Babam da mutlaka görsün." Banyo, kapısı kapatılmak suretiyle o kokulu kaderine terk edildi yarım saat daha.

Derken zil çaldı. Bana yapılan tezahüratın aynısından Kaya'ya da... Baba, sana çok güzel bir şey göstereceğim ile başlayan film Can'ın tuvalete doğru önden koşturması ile devam etti. ancak bu sefer, tuvalete girdiği gibiiii, BÖÖÖĞK diye kustu. :))))

Ağlaya ağlaya çıkmış diyo ki, "Babaaaa, niye ağzımdan su geldi?"

Ulan ibiş, ne gelecek başka. O kokuya iyi bile dayandı bünyen. Enayi dümbeleği!

3-
Babamla yine dışarıdalar, arkadaşın çişi geliyor. Çişinin geldiğini beyan ediyor. Babam da apar topar bir umumi hela bulup arkadaşı götürüyor.

Can çişini yapıyor, tuvaletten çıkarlarken de, Babam tuvalet parası olan 1 TL'yi uzatıyor adama ve veriyor.

Can da inanılmaz bir hayret. İbiş, çiş ve kaka yapmasının övgü görmesine o kadar alışmış ki, büyük bir şaşkınlıkla babama,
"Dede, neden hem ben çişimi yaptım, hem de biz para verdik?"

:)))

4- 3 Numaradaki hikayenin devamında, eve dönüyorlar. Can o gün zaten dondurma yediği halde, babamdan dondurma istiyor.
Babam da "Can hiç param kalmadı, o yüzden dondurmayı yarın yiyelim olur mu?"
inanılmaz cevap:
"Evet, paraları tuaaletçiye kaptırdık!"
:)))))

5- Bu seferki boşbeleşlik, tuvalet bazlı değil. Basketbol bazlı.
Bilmeyenler için hqatırlatayım, Can'ın sahip olduğu basket potası adedi, ülkemiz basketbol devi Efes Pilsen'in altyapı tesislerinin sahip olduğu basketbol potası sayısından sanırım fazladır.
Buna rağmen, tahmin edin bana doğum günü hediyesi olarak ne aldırdı? Pota.

İki pota karşı karşıya konulunca oluşan alana ne ad verilir dersiniz?
Sinan Eldem Alena

İşte burada! MÜKKKKKKKEMMEL SSSSEVİYORUM!



23 Haziran 2011 Perşembe

Bibaunt

Artık Can'la basket oyunlarımız daha sofistike hale geldi. Bibaunt, faul, serbest atış filan gırla gidiyor. Geçen gün bana, "anne, sen Fener ol ben Cimbom, öyle oynayalım" dedi. Peki dedim. Sonrasında diyalog şöyle gelişti:

Can: Top Cimbom'da, Cimbom bibauntu aldıı, şuuut ve baskeeeeeeeeet. - sonrasında coşkulu sevinç gösterileri-

Gözde: Evet sayın seyirciler, top Fener'de şimdi. Fener çok iyi oynuyor, uzaktan bir atış yapıyor ve baskeeeeeeeeeeeet. Oleeeey.-bende de benzer bir coşku-

Can: -elini beline koyarak- Anne, sen Cimbom'lu değil misin? Fener atınca neden seviniyorsun ki!!

Gözde: ?!??!

1 Haziran 2011 Çarşamba

Son dönem inciler...


* Yatmaya hazırlanıyoruz. Aramızda şöyle bir diyalog geçti:

- Anne, doğrusu, kendi gözlerimle görmesem inamazdım.
- Neyi oğlum?
- Şu duvarı
- ?!?? (Sanırım yeni öğrendiği bir kalıbı cümle içinde kullandı! :) )

* Can ilk kez dut yiyecek. Kaya bir kase dutu getirdi ve önüne koydu. "Oğlum bu meyvenin adı dut" dedi. Can'ın sorusu: "Ahu'nun dudu mu bu?" (Sanırım Caillou ya da başka bir arkadaşın ahududulu bir macerası izlendi!)

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Aliiiiii, Aliistertop!

Efendim, boşbeleşlik zor zanaat. Yani dışarıdan boşbeleş bir iş gibi görünse de, böylesine boşbeleş olmak emek isteyen çalışma isteyen bir durum. Aylar var ki Cancan'ın boşbeleşliklerini buraya listelemiyorum. Bu yüzden liste biraz kabardı uzun bir okumaya hazırlıklı olun.
Şimdilik 5 tane:

1-
Ne yapmalı ne etmeli? Kıza alelele mi çevirmeli?

Bana geçen gün diyo ki:
"Ereeen, ben iki tane Ali'li şarkı seviyorum."
Neymiş Cancım Ali'li şarkılar?
Ali Babanın Çiftliği bi de "Aliistertop"
Daha önceden durumdan haberdarım, Aliistertop'un ne olduğunu biliyorum. Bildiğimiz Alidesidero.
Arkadaş neyine senin Alidesidero diye içimden geçirmekle beraber, bunu arkadaşa hiç hissettirmedim. Oooo hadi beraber söyleyelim Aliistertop'u dedim.

Normalde şarkı şöyle:
Arkadaşları Ali derler,
Hani oturur bizim kahvede,
Takmış kafayııı bir dilbere
Nefaset bişey fidaaan boylu

Bizim Ali pişpirik oynar
MFÖ dinler maç seyreder,
Dedik ya abayııı yakmış kıza
Bundan haberiii yok kızın ama
Aliiii, Alidesidero

Can:
Arkadaşları Ali derler,
Hani oturur bizim kahvede,
Atmış kafayıııı bir dilbere
Nefaset bişey filaaan boylu

Bizim Ali pişpirik oynar
ENEFÖÖÖ dinler maç seyreder,
Dedik ya kafayııı atmış kıza
Bundan haberiii yok kızın ama

Aliiiiii, Ali ister top!

Şarkının tamamını yazmayacağım bunun yerine kullandığı saçma kelimelerden bir demet sunayım:

Optimist -- Hoptimist
Metafizik -- Hedadidit
Ali kıza bir klark çekiyor -- Ali kıza bir Flark çekiyor
Elbette ki feminist bir kız -- Elbette ki evimiz bir kız.
Ne yapmalı ne etmeli kıza dalavere mi çevirmeli - Ne yapmalı ne etmeli? Kıza alelele mi çevirmeli?

Bi çocuk hangi şarkıya bulaşmasın derseniz, vallahi bunu seçerim. ama seçe seçe bunu seçmiş hasbam.

2-

Geçtiğimiz hafta pazar. Yani 15 Mayıs. İstiklal Caddesi, yine kalabalık, hararetli ve coşkulu bir eyleme ev sahipliği yapıyor. İNTERNETİME DOKUNMA!

Erkeği kadını, genci yaşlısı, evlisi bekarı, pornocusu anarşisti hepsi eylemde. Onbinler, benim tahminim 50-60 bin kisi, Taksim Meydanı'ndan aşağı doğru uzuyor. Adeta gümüş dere durmuyor akıyor. Sloganlar, tezahüratlar gırla, havada uçuşuyor.

Can da sırayla bir benim bir de Kaya'nın omuzlarında. Yani özetle eylemin kralı bu arkadaş aslında. Tepede kalabalığın üzerinde gidiyor. Hiçkimsede olmayan manzara babada.

Fransız Kültür'ün hemen önünden coşkun kalabalık aşağıya doğru yola çıkıyor. Coşku tavan. Fakat eylem lideri edasıyla bize göre biraz daha yüksek irtifada olan Cancan'ın, ileride solda gözüne bir yer ilişiyor. Saray Muhallebicisi.

Biz "Taaaayyip baksana, kaç kişiyiz saysana" dedikçe, İnternetime Dokunma eyleminin agresif lideri Cancan, "Sütlaç yemeee gidelim. Sssssaray varmış ordaaa!" diyor.

O andan sonraki sahnede, İnternetime Dokunma Panlartı taşıyan o emekçi ellerin, sütlaca sorti üstüne sorti yapan tatlı kaşıklarını tuttuğunu görüyoruz. Kimseye vermemek için hızlı hızlı götürüyor. İnternetime Dokunma eylemi, adeta bir Sütlacıma Dokunma eylemine dönüşmüş durumda.
Eminim diyorsun ki, olsun canım, çocuk bir mola vermiş olabilir, kaldığı yerden devam etmiştir.
Hayır. Ondan sonra da rehavet çökmüş paşaya, uyumuş Saray Muhallebicisi'nde.

Arkadaşım. Harcın değilse, bulaşmican. Yanlış mıyım?

3-
Can'ın bu aralar trendy topic'i "Paylaşmak". Zaten herif tek çocuk, bu yüzden bu konuya özel olarak dikkat ediliyor.

Geçen gün Gözde ve Kaya ve bizde... Kaya bira içiyor. Zarife de mutfaktan Kaya'ya ufak bir çerez tabağı yolluyor. Can'a verdi tabağı. Dedi ki,
"Cancan hadi bunu dikkatli bi şekilde dökmeden babana götür."

Can şöyle bir tabağa baktı, bademlere fındıklara daldı gitti. Kafasını toplar toplamaz Zarife'ye cevap.

"Zariiiife, götüreyim ama götürünce ben de yiyeyim. Çünkü paylaşmak güzel bir şeydir."

Hasbinallaaaah :). Ya yarabbi şükür, ya şapır şupur. Yok mu sende bu işin ortası bre boşbeleş :)

4-
Bir paylaşma hikayesi daha. Annemlerin üst komşusunun kızı, Beybep (Zeynep). Annem Can'a Beybep'in Can'ı "zirayet"e geleceğini, iki şüüüpiz yamaaatasından (Sürpriz yumurta) bir tanesini Beybep'e vermesi gerektiğini söylüyor. Cancan'ı bir telaştır alıyor. Büyük iç ve dış hesaplaşmalarının ardından, Can Beybep'in gelişinden 15 dakika kadar sonra şüpiş yamaatasını Beybep'e uzatıyor. Bir gün önce, bademleri hüpletmek uğruna "paylaşmak güzeldir." diyen dudaklar sarkmış, ağladı ağlayacak.

Can'ın şüpiş yamaatayı Beybep'e uzatmasıyla beraber, Beybep'in annesi de Can için, ona aldığı Can'ın favori şekerlerinden bir tanesini piyasaya çıkartıyor.
"Zeynep sen de bunu Can'a ver hadi" diye.

Bizim boşbeleşin yüzünde bir gülümseme, şaşkınlık ve anneme kurulan inanılmaz cümle.

"Anaane bak, hayat işte."
Annemin büyük şoklanışı, lan manyağın cümleye bak diye dumura uğrayışı, daha kendine gelemeden
"Ya anane, dünya böyle" diye Can'ın ekleyişi.

Annem bi dört beş saat atamamış olayın etkisi üzerinden.

5-
Bütün kuşlara güvencik diyor.
Geçen gün kocaman bi karga kondu yanıbaşımıza, bana diyo ki:
"Ereeen, bak güvencik."
tam düzelteyim mi acaba o güvencik değil Cancan karga diye, ben daha ağzımı açamadan:
"Amaaaaaa, karga güvencik."

28 Nisan 2011 Perşembe

İlk vesikalık

20 Nisan 2011 Çarşamba

Birafs Soora...


1)

Buna hepimiz ihtiyaç duyarız. Yani tam olarak evet ve hayır arası bir söyleyişe. Benim için evet
ve hayırın ortasında "belki" durur. Ancak çoğu zaman belki, umutsuz bir kelimedir. Yani %70'ler oranında belki hayır gibi algılanır.

Can denen boşbeleş bu işin sırrını çözdü. İstemediği bir şeyi yapmasını istediğinde, "Birafs soora" diyor. Bizim gibi Can'ın çakallıkları konusunda uzmanlaşmamış kişilerin hepsini ttmin eden bir cevap.

- Can hadi altını değiştirelim. - Birafs sooora

- Can, bırak o bolingi hadi yemeğe, - Birafs soora

İşine gelmeyen her şeye birafs soora. Çakaaal.

2)
Geçen gün akrabalık ilişkilerini ne derece çözüp çözemediğini anlamak için:

- Can söyle bakalım, benim annemin adı ne dedim?
- Zariiife.


Bi de "bildim di mi?" bakışı var ki onu hiç sormayın.


3)
Babam tabii haftaiçi çok alışıyor Can'a ve haftasonları göremeyince çok özlüyor. Yine öyle bir zamanda Can kucağındayken Can'a demiş ki:
- Can, annenle babana söylüyor musun? Beni dedeme götürün diye, çok özlüyomuş o beni diye: El cevap: - Ben söylemesem de getiriyorlar zaten.

:))))
Yahu çapsız, sanki sana konuyla ilgili yorumun soruldu.

4)
Allah Kaya ve Gözde'ye sabır versin. Çünkü Can artık "neden" diye sormaya başladı. Lakin, boşbeleş bi' insan olduğu için bu nedenlerin önü alınamıyor. Sırf benim yaşadığım neden vakalarından bir tanesini not düşeyim siz karar verin.

Telefonum çalar:
- Eren Merhaba,
- Ooo, naber Can? (anneme aratmış)

- iyiyim. Yolda mısın? (Yolda mısın, bize mi geliyorsun demek)
- Ne yolu ya, yok yok işteyim?

- Neden yolda diilsin?

- Çünkü işteyim Cancan.

- Neden iştesin?

- Para kazanmam gerekiyor da ondan.

- Neden para kazanman gerekiyor ki? (uzunca bir esten sonra ki, bu da huyu)

- Çünkü mama almak için para kazanmak lazım Cancan.

- Neden mama almak için para kazanmak lazım.
Sabrım taşmaya başlıyor.
Gerçekten düşünüp mü soruyor yoksa motora mı bağlamış diye tuzak soru geliyor. İşte:
- Gelsin paralar, alınsın mamalar, sen de sıçıp sıçıp altına doldurmaya devam et diye Cancan. Nasıl fikir?

- Ama neden sıçıp sıçıp altıma dolduriym ki?

- Hadi ananeni ver telefona. Tamam.

- Neden ananemi vereyim.

- Peki verme

- Ama neden vermeyeyim.
- Onu bunu bırak da, sen üstünü değiştirtmiyormuşsun ananene. Doğru mu? İzin ver değiştirsin bence. (en nefret ettiği şey, üstünün değiştirilmesi)

- Birafs soora, ananeeee Eren! (telefonu uzatır.)


5)
Geçen arabada kendisiyle yalnız kaldık. Bana şarkı öğret buyurdu paşa. Babam çocuğu zaten iyice fenerli yaptı. Ben de dedim ki bi cimbom marşı öğreteyim de dedesi şoklansın.

Nası dinliyo yeni şarkı öğreneceğim diye anlatamam. Resmen can kulağıyla.

Başladım:
Geliyor geliyor, cimbom geliyor.
En büyük taraftar tura geliyor.
Düğün var dernek var haykırsın herkes! (biraz daha coşkulu)
Elinde kupayla Cimbom geeliyor!
Rerere rarara Gassaray Gassaray Cimbombom!

Bi daa!
Böyle üçbeş kere tekrarlattı bana.

En sonunda ben ona dedim. Haydi Cancan şimdi sen diye. Namussuz nasıl ezberlemiş hemen, ama...
Sesini kalınlaştırma çabasıyla beraber:

Geliyo geliyo, cimbom geliyor.
En büyük taraaatar tura geliyor.
Düğün var ördek var haykırsın herkes!
Elinde kupayla Cimbom geeliyor!
Rerere rarara Gassaray Gassaray Cimbombom!

Arkadaşım ne ördeği ya. Neyin ördeği? Ördek Ali Baba'nın Çiftliği'nde, başka şarkının unsuru o, yapma gözünü seveyim. Pişman etme beni öğrettiğime. Yok arkadaş. Kaldı mı sana Düğün var Ördek var haykırsın herkes.

Boşbeleşin boşbeleş şarkı sözleri, n'apayım?

6)
Geçen gün basket oynuyoruz.
Bu atış yapacağı zaman da, ben biraz heyecanı arttırmak için.

Haaaaydi Cancan! şık şık şık
Haaaydi Cancan! şık şık şık


diye tezahürat yapıyorum.

Sonlara doğru sıkıldım ve yoruldum artık. Yapmamaya başladım.
Paşa buyurdu!
- Ereeeeen!
- Efendim Cancan!

- Şarkı sööle ben atarken (tezahürat demek istiyor.)

- Ne şarkısı lan?
Sesini kalınlaştırıyor ve:

"Haaaydi benben!"

:)

4 Nisan 2011 Pazartesi

Can'ın billi horozu

16 Mart 2011 Çarşamba

Ayça ve Can

Ayça, kuzenim Ayşegül'ün kızı. Can'dan 2 ay büyük ve doğduğundan beri Can'ın "ganga"sı.

Ayça'yla Can bir dönem okul arkadaşlığı da yaptılar ve gayet iyi anlaşıyorlar.
Geçen hafta, Ayça'lar bize geldiğinde, birlikte oynadılar, bizi şaşırtacak şekilde muhabbet ettiler. Aynı oyuncak üzerine yoğunlaşan gangalar minik gerginlikler yaşadılar ama tabii meseleler hep tatlıya bağlandı. :)

Ama bir bilgisaray muhabbeti vardı ki, hepimizi kopardı.
Can, bilgisayara "bilgisaray" diyor.
Ayça ise "dilgisayar".
Can, kendi muhteşem diksiyonuna hiç bakmadan, Ayça'nın dilgisayar demesine sürekli güldü.
Aşağıdaki videoda da kendince dalga geçiyor, çok komik.
Videoda, Ayça'nın yalandan ağlayışı, Can'ın kendine bakmadan dalga geçişi, Ayça'nın Can'ı safdışı bırakıp Eren'in kucağına yerleşmesi, Can'ın top ve boleybol kelimelerini duymasıyla telaşla ekrandan kaybolup yeniden belirişi, bir sürü komik detay var. Can uyumak üzere olduğundan üzerindeki pijaması da ayrı komik. (Saat 23.00'tü bu videoyu çekerken...)

26 Ocak 2011 Çarşamba

Wee Aaaa Törkiş Heylaaaz...

Biz zamanında söylesek söylesek:
  • Bir bilmecem var çocuklar, haydi SOR SOR!
  • Eeeeeti pufum, güzel aşkım, benim yumuşak tatlııım.
  • Okul önlüklerinde Balinlerin Vak Vak Vak.
  • Dalinnn Dalinnn Dalinn şampuaaaan...
  • Nesquik bırdak bırdak, bırdaklaaaarda buuuz gibi. Nesquik!

filan söylerdik. En çok açılanımız "Tineyç Mütınt Ninca Törtıls" derdi. Onu diyen de havalıydı.

Günümüz boşbeleşlerinde ise durum biraz farklı. Söyledikleri reklam jingle'ları bile...
Nasıl mı? İşte böyle.



Boşbeleş diyorum. İnanmıyorsunuz. Madem öyle size yeni bir Can boşbeleşliği anlatayım.

Can kendisine sürekli bir takım sorular sorulmasından çok hoşlanıyor. Buna da "Bilgili Yarışması" diyor. Ona hep kendi çapına uygun sorular soruluyor.
Misal,
karpuz mu daha ağırdır top mu? ya da
Bana 3 tane yeşil yiyecek adı söyler misin Can?
gibi gibi.

Geçen gün, adam oldu ya hasbam. Ananesine demiş ki.
Ananeşi, bilgili yarışması yapalım. Ama ben sssoriym. (Bu s vurguları öldürüyo beni)

Sor demiş ananesi de

Can: Banaaaaaa, 3 tane ssssarı yiyecek söyler misin?
Anane düşünmüş.
"Söylerim."
Anane: Cevap veriyorum. Muz, Kavun, Limoooon... Bildim mi?
Can: I ıh. Yanlış olduuuu.
Anane: Niye yanlış olsun ki Cancım. Muz, kavun limon. Hepsi de sarı yiyecekler işte.
Can: Llllimon yiyecek değil anane.
Anane: Ne peki
Can: Sıkacak!

İnanmazsanız, daha başka boşbeleşlikler de ekleyeceğim yakın zamanda.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Çapsız Cancan'ın Maceraları #1





1-
Can'ın boşbeleşlikleri serisinden sonra yeni bir yazı dizisiyle karşınızdayım. Çapsız Cancan'ın maceralarında hepberaber kah gülecek, kah düşüneceğiz.

Geçen gün ananesinin ve dedesinin evinde yatıya kalmış Cancan. Akşam vakti oyunlar oynanmış, şarkılar söylenmiş ve yatma vakti gelmiş. Babamın kucağında televizyonda babypörst (babyfirst) tv seyrederken uyuyakalmış. Babam da biraz beklemiş ibiş iyice uykuya dalsın diye.

İyice uykuya dalmasınının hemen ardından yatağına götürüyormuş ki, yolda hafiften sersemsepet bir şekilde gözlerini aralamış. "Dede beni nereye götürüyorsun?" diye sormuş. Babam da çok uykusu geldiği için onu yatağına götürdüğünü söylemiş.

Yatırdıktan sonra da bir iki daha mırıldanınca Cancan, biraz çaktırmadan sallamış arkadaşın yatağını iyice uykuya dalana kadar.

Yaklaşık bir on dakika sonra filan babam odaya dönmüşş bir bakayım n'aptı iyice uyudu mu diye.
Odaya girdiğinde Can'ı yatağında ayakta dururken görmüş.

"Can sen niye uyumadın?" diye sorduğunda ise cevap:
"Dedecim bu yatak çok sallanıyo ben buuda uyumak istemiyorum."

2-
Bu aralar aşırı takıldığı bir bilgisayar oyunu var. Adı Kova Basket. Takıldığı dediğim, ekranın başına oturuyor. Biz oynuyoruz bu enayi de kendi oynadığını sanıyor. Oyun mouse ile bir takım renkli topları kovaların içine sokmaya çalışmaktan ibaret. Annesinin kucağında oynarken başarılı bir atış sonrası şöyle buyurmuş:
"Annnnne ben bu işin kuaförüyüm."
"Hı? Ne kuaförü oğlum ne diyosun?"
"Annnnne ben bu işin kuaförüyüm."
Meğerse bizim çapsız, daha önce bir yerlerden "Ben bu işin profesörüyüm." deyişini duymuş. Kendi çapsızlığıyla harmanlamış. Böyle bir söylem geliştirmiş.Boşbeleş diyorum, kimseyi inandıramıyorum.

3-
Geçen gün içerki odadan beni büyük bir telaşla salona götürdü.
Koştura koştura gittik. Bana dedi ki,
"Errren, aaabalar uçar mııııı?" dedi.
"Uçmaz Cancan "dedim.
"Uçaaaaar" dedi.
Televizyonda da işte bu reklam:


Yavrum evladım, o reklam, reklamda böyle bi' gaz uçarlar diye izah etmeye çalıştım.
"Bu bir leklam" diyerek beni tasdik etti. Yine de sen bilemedin, ben bildim ifadesi o saçma pişmiş kelleliği gitmedi.

4-
19.01.2011
Hayatının ilk basketbol maçına gitti. Efes Pilsen - Siena. Siena Efes'ten daha güçlü bir takım olmasına rağmen. Can'ın da desteğini alan Efes, Siena'yı tokatlamayı bildi. Can'ın maçta ne kadar şaşkım olduğu ayrı bir post'un konusu.

Benim anlatacağım olay başka.
Ya arkadaşım, mola verilmiş. Dünyalar güzeli Efes Kızları sahaya çıkmış. Uçuyolar, kaçıyolar, yapmadıkları şov kalmamış oryantalinden tut ponpon şovuna kadar.
Özetle, dilberler havalarda uçuşsun. Sen hepsini izle güzel güzel. Ağzını açma sonuna kadar.

Bütün o şov bittikten sonra da şöyle bir yorum getir.
"Can izledin mi neler oluyor?"
"Evet. Ablalal takla etti."

Bu mu yani aklında kalan. Bu mu? Ablalar takla etti diye mi özetleyelim o görsel şöleni. Ablalal takla etmiş. Görürüm ben seni...

Bu resmi Efes Pilsen'in sitesinden maç fotoğrafları arasından buldum.
Tıklarsanız daha büyük görürsünüz

12 Ocak 2011 Çarşamba

Avukado


Can'la son dönemde oynadığımız bir oyun var: Bilgi Yarışması! (Onun deyişiyle Bilgili Yarışma)
Ben gayet ciddi bir ses tonuyla, Can'a sorular yöneltiyorum, o da karşımda oturup aynı ciddiyetle cevap veriyor. Hepsini bilince de nar, elma ya da bazen "çanfıstığı" kazanıyor.

Bilgili yarışmada genellikle, "benim annem senin neyin", "bana 4 tane renk adı söyle", "24'ten sonra kaç gelir", "kışın dışarı çıkarken üşümemek için ne giyeriz" benzeri sorular oluyor. Böyle soru cevap yöntemiyle bir sürü şey de öğreniyor Can.
Dünkü ilk sorum şuydu:
- Can, bana 3 tane yeşil yiyecek söyler misin?
- Avukado (!!) , salatalık, yeşil elma

Yeşil yiyecek deyince aklına gelen ilk şey nasıl "avukado" oldu anlamadım. Bizim evde hiç görmedi, annane-dedesiyle belki 1 ya da 2 kez yemiştir... Ama yeşil yiyecek deyince ilk akla gelenin avokado olması da neyin nesidir.
Şu ara beni şaşırtan o kadar çok cevap veriyor ki bana...


Artık çok az şeyi yanlış söylüyor Can. Yanlış söylediği az sayıda kelimeyi hiç düzeltmiyorum:

Lalabo: Lavobo
Vavi: Mavi
Kirliler: Kiler
Boling: Bowling