26 Ocak 2010 Salı

Tooo yo Toyooota, Too yo Toyooota!

1- Çok susarsa ve kana kana su içerse, içmesi biter bitmez "LALAŞIN" diyor. Türkçesi ise "yarasın.". Galiba babannesi bir kere su içtikten sonra ona "yarasın" demiş.

2- Annem: Oğlum sana Zeynep'i alayııııııım mı?
Can: İşşşştemem annanecim iiiiiiiiştemem! [Videosunu çekebilmeyi umuyorum, çok bomba]

3- Geçen pazar (27.01.2010) annesiyle babasını resmen duman etmiş. Bazı günler öyle oluyor, aşırı ama aşırı enerjik. O gün ortalığın tozunu atmış. Hiçbir zaman sektirmediği öğlen uykusunu da pas geçmiş. Ben kendisiyle akşam buluştum. Yine gücü kuvveti, boşbeleş iş yapma enerjisi yerindeydi. Ta ki o kısa süreli araba yolculuğuna kadar. O noktada gardı düştü artık.

Neyse, bir yerden bir yere gitmek üzere arabaya bindik. Can'ın kesinlikle uyumaması gerekiyor. Varacağımız noktaya bir ulaşsak, yine uyumaz o çakal ama dayanamıyor. Arabada bir uyursa da bütün düzen bozulacak. Bana da arabanın arkasında Can'ı uyanık tutma görevi düştü. İlk başta şarkı türküyle götürdüm işi. Ancak sonlara doğru resmen "Toyoo toyooota tooyooo toyooota" olduk. Çok komikti. En en en son kısmını cep telefonumla çektim, iyi ki de çekmişim.



To yoo Toyooota!

Gözde diyo ki, "uyumiiican"
Kaya arkadan diyo ki, "Bütün gün psikopatlık yap, uyumaa."
Beni zaten görüyosunuz...
Fakat zafer...

25 Ocak 2010 Pazartesi

Can'dan şarkılar #1

Daha önceki postlarımdan birinde Can'ın tam bir adrenalin tutkunu oluşundan bahsetmiştim. Ancak onun atlamamamız gereken bir yönü daha var. O da, kendisinin sanatçı kişiliği, gönül adamlığı. Bu aralar icra etmeyi sevdiği eserler arasında "Dandini Dastana" isimli, bilinen bir parça yer alıyor. Ancak eski eserleri yeniden ısıtıp ısıtıp önümüze koyan sanatçılarla lütfen karıştırmayın Can'ı. Çünkü o bu unutulmaya yüz tutmuş şarkıları yepyeni yorumuyla tekrar gençlere hatırlatıyor. O şarkıları yeniden okuyup rant sağlamak peşinde değil. Zaten yeniden söylemiyor, yeniden yorumluyor. Lütfen kendisini Nostalji Kraliçesi Muazzez Ersoy'la aynı kefeye koymayın.

Sözü daha fazla da uzatmadan kısa bir açıklamanın ardından VTR'yi giriyorum:

Söz - Müzik: Anonim
Seslendiren: Can Ekmekçi

Parça "Bızzzdık" makamında geliyor. (ilk başta bi yarım var onu da kırpmaya kıyamadım.)




Gördüğünüz üzere sanatçı şarkının sözlerini full almamış, özünü almayı tercih etmiş.

"Dandini Daşştana
Kolu mos dancı danaayı
yemeşiiiii, hanayııı"

Lahana'yı yerine hanayı diyor. Uzatmanın anlamı yok.

O en sonra "hanayı" derken yaşadığı heyecan "işşte şimdi tezahürat geliyor" diye galeyana gelmesinden.

Dediğim gibi, O alkışlarla yaşayan bir gönül adamı.

Gerek üzerindeki formayla (her ne kadar önlüğünden gözükmese de), gerekse şarkı sonunda verdiği beyanatlarla hangi renklerin aşığı olduğunu da itiraf ediyor.

18 Ocak 2010 Pazartesi

Can'ın boşbeleşlikleri #3

1- Kendi kendine koşarken burnunun üstüne düştü. Ben uzaktan bakıyorum. Lap diye koydu suratı yere. Bi yandan kalkıyo bi yandan da kendi kendine diyo ki "Pişii yok, pişii yok." . Canı çok tatlı değil, o özelliğini çok seviyorum.

2- En favori şarkılarından biri UA devadam, 12 devadam. O bu sözleri "U A didadam, onşikşyi didadam" şeklinde yorumluyor. Bu şarkıyla çok pis coşuyoruz. Bu başladığında ben onu kucağıma alıyorum ve var gücümle zıplayarak dönüyorum. Bu sırada ben Can'ı sadece popopsunun altından tutuyorum, bana tutunma işlemini ise tamamen o gerçekleştiriyor. Ben onu tutmadığım için çok heyecanlanıyor. Dönme hareketine kendi gücüyle direniyor. Çok hoşuna gidiyor ve heyecanlanıyor. Kısacası o tam bir adrenalin tutkunu.

Eloğlunun köprülerden paraşütsüz atlayarak doyurduğu adrenalin tutkusunu Can'ın U A Didadam'da döne döne doyurması biraz acıklı. Ancak durum budur.

Şoförsün dediler, vermediler.

3- 1 Ocak Zarife'nin doğum günüydü. Küçük bir kutlama yapmıştık. Kutlamada Can da vardı. Biz tabi o sırada Can'ın kayıtta olduğından tamamen habersiz bir şekilde pasta getirdik, "İyi ki Doğdun moğdun" her ritüeli yaptık.

Zarife'nin doğum gününden 18 gün sonra, Can'ın saçmalığı.Yorumu siz kamuoyuna bırakıyorum.
Can salonda:
Kürdanları tuzluğun deliklerine batırmış, diyo ki, "İi ki nooo nun Şafifiii"

4- Şarkıları çok seviyor. Güzel de okuyo şimdi, Allah var. Şarkıları icradaki bu yeteneğinin benden geldiğini tahmin ediyorum. Bir şarkı var. Fransızca, Alouette diye (isterseniz youtube'a bu keyword'ü yazarak çat diye dinleyebilirsiniz). Dün bu şarkıyı baştan sona söyleyebildiğini fark ettim. Acayip güzel söylüyor. Ama insan dinleyince, senin neyine lan ibiş demeden de edemiyor. Türkçe zaten kıt, paşa sanki laf cambazı Orhan Boran, Türkçe bitti de Fransızcaya geçmiş. Komik adam.

5- Bu hikaye çok bomba. Yıllar sonra okuyup güleceğim cinsten.

Can "Resim yapmayı" da çok seviyor. Tabii o yaptıklarının resim olduğunu bir tek biz anlayabiliyoruz. Bilmeyen gafil gözlerse, onları bir karalama olarak yorumluyorlar. Rastgele sallıyor işte kalemi kağıdın üzerinde, ne desem boş.

Bütün şekilleri biliyor (çizemiyor tabii ki ama hepsini tanıyor). Altıgen, üçgen, beşgen, dikdörtgen, yuvarlak... Sorun, hepsini söyler. Ancak Dikdörtgene ayrı bir bağlılığı var. Sebebini bilmiyorum. Bizim dikdörtgen dediğimiz o şekle ise kendisi "Dikokan" diyor. Ve bu kelimeyi her söyleyişinde biraz agresif bir tonla söylüyor. "Dikkokkkannnn" gibi...

Çizim (karalama) yaparken de kalemle önce bir iki haşin hamle yapıyor, sonra da "Dikkokannnn" diyor. Yani hep dikdörtgen çiziyor. Her defasında da anons ediyor dikokan çizdiğini. Can'cım ne çizdin sorusunun cevabı daima "Dikokannn". Başka hiçbir şey için kalem kıpırdatmıyor.

Neyse, şöyle de bi durum var. Gözde genelde Can'a defterde bir şeyler çiziyor ve "bu nedir" diye soruyor. İki çizim arasında da zaman kazanmak için "Pekiiiiii" diyor.

Yani şöyle.
Bir şey çiziyor:
- Can bu ne
- Kebbbelek
- Pekiiiiii, bu ne?
- Atıgen
- Pekiiiii, bu ne?
- Nomuş (domuz)
- Pekiiiiiiiiiii bu ne?
- Maamun
- Pekiiiii bu ne?
- Bapolon (Pantolon)

gibi...

Bir gün Şafifi'yle Can'ı izliyoruz uzaktan... Kendisi bizim izlediğimizin farkında değil. Defterine çizim yapıyor. 10 saniyede bir filan kalem darbeleri vuruyor deftere bir hışımla, ve tamamını kendi seslendiriyor. Her çizimden önce ve sonra da...

- Pekiiiiiiiiiiiiiii, Dikokannnn!
- Pekiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii Dikokannnn!
- Pekiiiiiiiiiiiiii Dikokannnnnn!
- Pekiiiiiiiiiiiiiiiiii Dikkkokannnn!

15 Ocak 2010 Cuma

Can'ın boşbeleşlikleri #2

Yeni nesil boşbeleşlikler:


1- Dün eline bir muş (muz) aldı. Mükemmelen soydu. Daha sonra tek parça halinde çıkardığı muzu eliyle kaldırabildiği kadar yukarı kaldırdı ve "Aydidiii" (Aydede) dedi. Muz, hilal bağlantısını kurdu. Ancak az evvel göklere çıkardığı muşu 2 dakika içerisinde hüpletmesi garipti.

2- Annem bir ninni sırasında, nası ninniyse artık, "ne ister canbebek ne iiister, ananesinden don ister" gibi bir takım sözler söylemiş. Uyumakla uyumamak arasındaki Cankardeş, canhıraş bir şekilde "İştemiyorum." demiş.

Ya tamam, şimdi o ninninin pek elle tutulur savunulacak bir tarafı yok.

Ama arkadaşım, sanki sana alınan don trafiğinin kontrolü sende! Ben şahsen sana "Don ister misin, can'cım nası don seversin?" filan diye soran kimse de göremiyorum. Bir insanın kendine don isteyip istemediği hakkında fikir sahibi olmadan önce altına sıçmamayı öğrenmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Lütfen bu konuyu tekrar düşün.

3- Dün bana "Biguşiaşi açtım" dedi. Meğerse o gün, evde bilgisayarı açabilmeyi başarmış. Şu an için bilgisayar teknolojilerinde annemden bir adım önde. Haydi Zülal Erkalkan diyoruz. Bir adım da sen at!

4- Dün Can'dan bir düzeltme aldım. "Hadi Can at bi Bastek" cümlemi, "Başşşket" diyerek düzelten Can, ardından başı dik, gururlu görüntüler verdi. Zannedersiniz, Türk Dil Kurumu'ndan "Türkçe'yi en doğru kullanan bebek" ödülü aldı.

Lan ibiş! sen değil miydin düne kadar "baskete baştek" diyen. Ben de bir şey biliyorum da öyle diyorum di mi.

Benden de sana tokat gibi bir iki düzeltme, hem neye ne dediğin kayıt altına geçmiş olur.

Mamaşu - Meyve Suyu
İyama - Yumurta
Hımma - Elma
Laylaygoş - Salyangoz
Kebbbelek - Kelebek
Çukota - Çikolata
Şafifi - Zarife
Şüfafa - Zürafa

Daha da yazardım, ama daha fazla da mahçubetmek de istemiyorum.

12 Ocak 2010 Salı

Can'ın boşbeleşlikleri #1

Çok tatlı matlı, canımız ciğerimiz, tamam. Ancak bazı boşbeleş hareketleri de yok değil. Kayda alıyorum.

İşte birkaçı:
1- Sofrada oturuyoruz. Can elindeki kaşığı hızla masaya vurunca Kaya kızar ve sorar: "Can N'apıyosun?" El Cevap: "Kakkka", 10 sn. sonra "Bitti, AÇÇÇ"

2- Gözde sabah Can anneme bırakıyor. Eve girmek istemeyip arıza çıkarıyor kapıda. Sonra içeride beni görüyor. Beni görünce içeri dalıyor hemen. Sonra Gözde'ye dönüp:
"Akşam, akşam."

Can senin saçların nasıl? -Ibırrcık

3- Annem, babam, ben ve Can masada oturuyoruz. Masaya oturunca hemen bi gaza geldi, masadakileri sayacak. Babama döndü "Dede" dedi, anneme döndü "Anninimmm" dedi bana döndü, "Cuo" dedi. Sonra bir es verdi, bana doğru eğilerek ve özellikle sesini kısarak "Şafifi" (Zarife) dedi. Yani sen burdasın da, normalde yanında bi kız oluyodu senin, o nerde der gibi?

Sana mı kaldı Şafifi nerde? İbiş.

4- Sesi çıkmıyorsa anlayın ki bi haltlar karıştırıyor. En son gözden kaybolduğunda kilerden çikolata aşırıp masanın altına girip hepsini llüpletmiş. Yanına gidince çoraplarına kadar çikolata lekesinin içinde "ÇUKOTA" demiş.

5- Zenci bebeğe herkesin içinde "Maamun" demiş. Gözde "O mamun değil, zenci kardeş Can" deyince de "Cenci kadiş mamun" demiş. Irkçı mıdır nedir?


6- Annem bunu uyuttuğunu zannedip, içeri gidiyor. 15 saniye sonra bir ses
- "Anniniiii, anniniii"
annem tekrar sızsın kendi kendine diye gitmiyor yanına. Bir daha
- "Anniniiii, anniniii"
Ümidini kesince
- Cankocuuuum [Babamı çağırıyor. Annem babama böyle seslenir çünkü. Oysa kendisi normalde babama Dede diyor. Ama sezmiş Cankocumdaki şefkati, çakal]


4 Ocak 2010 Pazartesi

İlk saç kesimi


Daha evvel kakülleri biraz kırpılmıştı ama Can adamakıllı ilk saç kesim macerasını dün yaşadı.
Oğlumun ıbırcık saçlarından birkaç lüle gitti.
Yerden topladım lüleleri, sakladım.

Harikasın Mondiiii!


Can'la bu aralar manyak bi oyun oynuyoruz. Adı Harikasın Mondi.
Efendim oyunun adı Can'ın da koyu bir taraftarı olduğu Galatasaray'ın eski kalecisi Ali Ferit Mondragon'dan geliyor.

Oyun şöyle oynanıyor:
Can elindeki topu var gücüyle fırlatıyor. Ben de büyük bir gürültü kopartarak "Harikasın Mondiii" diyerek uçup topu tutuyorum. (Ne kadar uçmaksa işte, Can'a göre bayağı bi' uçuyorum.) Benim uçuşum ertesi Can kimi zaman poposunun üstüne düşmeye varacak kadar büyük kahkahalar atıyor. Oyun bittiğinde ise peşimde koşturuyor "Mondii, Mondiii" diye.

Bu saçmalık Can'ın bu aralarki en büyük favorilerinden.

Bazen de Kaya'ya musallat oluyormuş Mondi diye. Oyun özünde biraz yorucu olduğu için Kaya pek hoşlanmıyor durumdan. Bu yüzden Can bazen durulduğunda bana karşı kışkırtıyor hadi Can dayınla Mondi oyna diye...

Oyunun isim mucidi ise Anıl. O da çocukken saçma sapan bir oyun oynardı kendi kendine. Bir futbol oyunu. Oynarken kendi kendine oyunu bir spiker gibi sunardı. Kurtarış yaptığında ise "Harikasın Mondiii" derdi..