24 Aralık 2012 Pazartesi

Sanat halleri





* Tasarım Bienali'ne gideceğiz. Sabahtan itibaren evde bineal diye bahsederken, Can duyduğunu ünlü kitapçı Dienal (!) anlamış. Bir heves zıplaya zıplaya gittiği İstanbul Modern'de, "ama burası Dienal değil ki!" diye isyan edince anladık biz durumu. Bienalden çıkışta dienale gittik.

* Topkapı Sarayı'na gidip bir sergi gezeceğiz. Kaya'yla aramızda saraya gideceğiz diye konuşurken bizimkinin "tavuksuyu çorba da içecek miyiz?" çıkışıyla silkindik. Akşam Saray'da tavuksuyu çorba içtik.

21 Kasım 2012 Çarşamba

Kısa kısa...

* Servisi, spor dersi, veli toplantısı ve hatta aşkı meşkiyle, Can'ın  tam teşekküllü okul hayatı başladı. Bu sene, yeni okulumuz Merak Eden Çocuk'la birlikte okul sorunlarımız neredeyse tamamen bitti, artık okula gitmekten zevk alıyor Can.

* Son dönem favori dansımız Gangnam Style. Özellikle Bade'yle yaptığı gösteriler seyre değer. :)

* Dün bana, "anne, benin fesbukum yok mu?" diye sorarak, daha 4,5 yaşına girmeden Facebook'a girmek istedi. Ne diyeyim bilmem ki.

* Bugünlerde favori kitabı Pıtırcık Futbolcu. Onun ilgisini çekecek renklilikte resimleri olmamasına rağmen, her akşm benden onu okumamı istiyor. Özellikle Pıtırcık ve arkadaşları futbol oynarken toplarının bisikletli Bay Posbıyık'a çarptığı, ve onun  da kavgalı olduğu Bay Pisbıyık'ın evinin içine düşmesi pasajında katıla katıla gülüyor. Öyle gülmesi o kadar hoşuma gidiyor ki, bazen orayı yeniden yeniden okuyorum.

Annaneye doğumgünü hediyesi



28 Ağustos 2012 Salı

Bu yaz...


Can bu seneki Kaş tatilimizde ilk kez,

* Palet, deniz gözlüğü ve şnorkel kullandı, balıkların peşine takıldı,
* Kolluklarını atıp, babasıyla benim aramda, büyük bir heyecanla yüzdü,
* Bahçeden çilek topladı
* Kendine arkadaşlar edinip onlarla oyun kurmanın keyfini yaşadı,
* Uzun yolculuklarımız boyunca zorluk çıkarmak bir tarafa, yolculukları bizim açımızdan eğlenceli kıldı, bize şarkılar söyledi.
* Okudu!

24 Nisan 2012 Salı

Burgazada

24 Şubat 2012 Cuma

Das Experiment - Can'ın bilim dünyasını birbirine katışı...

22 Şubat 2012 Çarşamba günü, Can'ın ananesinin ve dedesinin oturduğu daire, uzun parçacık hızlandırıcısı ile protonları 14 tera elektron volt'luk mertebelerde çarpıştırabilecek ve atomaltı parçacıkların ortaya çıkmasını sağlayabilecek CERN deneyinden bu yana bilim dünyasını ilk kez böylesine sarsan bir deneye evsahipliği yaptı.

İlim bilim yoluna baş koymuş, fen biliminin üç temel ayağı olan gözlem, ölçüm ve deneyi adeta bir yaşam biçimi haline getirmiş Can, kendi bedenini korkusuzca ortaya koyarak bilim adamlarının yıllardır merak ettiği soruya kesin olarak cevap verdi. Tıp alemini de yakından ilgilendiren deneyde Can, bir kulaktan içeri atılan naneli şekerin, öteki kulaktan çıkmayacağını net olarak kanıtladı. İnsan anatomisine dair bugüne kadar yapılan tüm çalışmaları altüst eden deney daha pek çok akademik çalışmaya temel oluşturacak nitelikte.

Öte yandan şeker kulağının içindeyken, "Can niye böyle bir şey yaptın?" sorusuna, "Deney yaptım, bakalım öbür kulağımdan çıkacak mı?" diye yalın bir cevap veren genç araştırmacı, mentollü şekerin vücut ısısıyla eriyerek kulağının içini yakmasıyla gözyaşlarına boğuldu.

Apar topar hastaneye götürülen Can'ın, doktor kulağının içinden şekeri çıkartmaya çalışırkenki vakur duruşu ise, adeta bilime gönül vermişliğin vücuda gelişiydi.

10 dakikalık bir çaba sonucu, şekeri Can'ın kulağından çıkartan doktorun, şekeri canın gözünün önüne kadar sokup "Can bu şeker, kulağa değil, ağza sokulur." demesi ise kendisi bir tıp adamı olmasına rağmen, Can'ın davasını hiç anlamadığının bir göstergesi olarak yorumlandı.

Aşağıdaki resimde, kulaktan şeker çıktıktan hemen sonraki gece Can'ın nasıl uyuduğunu aşağıda görebilirsiniz. Eliyle bütün gece kulağını korumuş.


Müezzin mi olacak lan bu çocuk.



26 Ocak 2012 Perşembe

Turt



Unutmadan, karışık da olsa...

* Dışarıda yemek yiyoruz.
Benim salatamın üzerinde ince dilimlenmiş turplar var.

Can: Anne, turt acı mıdır?
Anne: (Daha evvel turpla pek karşılaşmadığı için "nereden biliyor acaba" diye düşünerek) Hayır acı değil.
Can: Haa doğru, turt acı değildi, gaz yapardı.
Anne: !?!

* Domates biber patlıcan şarkısını çok seviyor Can.
Sözlerini de güzel yorumluyor:

Bir anda bütün dünyam karardı
O sesle soğanlar yankılandı
Domates biber patlıcaaaan

* Annemlerin komşusunun kızı Bengü, evlenirken davetiye yerine pek hoş bir CD hazırlayıp verdi düğününe katılanlara. Her telden, kendi sevdikleri 20 şarkıdan oluşuyor CD. Biz de arabada bir iki kez dinledik ki, içindeki bazı şarkılar Can'ı hemen yakaladı. Can'ın şimdiye kadar "Youtube related videos" ekseninde zaten biraz tuhaf gelişen müzik zevki, bu CD ile taçlandı diyebilirim. :)

- Anlaaa beniii pullaaa beni al koynuna yaaat
- Çay bellaa çay bella çayçayçay
- Kekler de yanaaar, hem de nasıl yanaaar
şarkılardan bazıları.