22 Nisan 2010 Perşembe

Sahte gülüş


Can'ın uzun zamandır yaptığı bir sahte gülüşü vardı. Nereden çıktı hatılramıyorum ama "sahte sahte gül" deyince, gözlerini kısıp kıhkıh gibi komik bir ses çıkararak gülüyordu.


Bir süredir unutmuştuk ama bu sahte gülüşü.

Geçen akşam Kaya ve Can arabadayken, muhabbet esnasında, Kaya, "hadi oğlum sahte sahte gül" deyip kıh sesini beklemiş. Ses gelmeyince birkaç kez tekrar etmiş, "hadi Caan" diye.

En sonunda bizimki patlamış, "İşteee" demiş.


Kaya dönüp bakmış ki, gözler kısık, ağız açık sahte gülüyo bizimki. Meğer çocuk artık sessiz yapıyormuş sahte gülüşü, babukası anlamamış!

5 Nisan 2010 Pazartesi

Can ve turuncuk!


Can'ın şu ara en zevk aldığı konu, basketbol.
Herşey, ona aldığımız "şüngerboblu" basket potasıyla başladı. Önceleri üç beş basket atmak onu keserken, birkaç gün içinde kendimizi şöyle bir tablo içinde bulduk:

TV'de NBA TV açık, bilgisayarda "12 dev adam" çalıyor, Can turuncuk topuyla "başkeeet, ışkaladım, çok güşel attımmm, cuuk" gibi nidalar eşliğinde basket atıyor, biz de turuncuk bir yere kaçarsa temin etmek üzere hazır bekliyoruz. Zor yani işimiz.

Can, dışarı çıkarken turuncuk yanımızda, zaten onunla uyuyor, sabah ilk cümlesi genelde "anneşi başket atalım" oluyor.