8 Şubat 2010 Pazartesi

Çukota





Can, hayatı boyunca 2 ya da 3 kez çikolata yemiştir, onda da minicik parçalar. Ama o yediği çikolatanın hakkını öyle bir veriyor ki... Minicik bir parça nasıl bu kadar "yaygın"laşıyor, anlamak zor..

4 Şubat 2010 Perşembe

Can Kim Geldi?



Çok güzel Zarife diyor. Koymadan edemedim.

3 in 1! Can'dan Şarkılar #2

Ben size dedim, sanatçı kişiliği var diye. Sanatçımız bu kez bir üçleme ile karşınızda.

Bir Gün Bir Gün Bir Çocukla başlayan müzik ziyafeti, Hop Hop Altın Topla devam ediyor. Sanatçı finalde ise dinleyicilerine coşturucu bir şarkıyla veda ediyor. UA Dev Adam 12 Dev Adam.

Özellikle dikkat: UA'yı söylerken, şampiyon olacağız'dan sonra, ağzıyla bir ara nağme yapıyor.

Bir önceki post'ta söz verdiğim gibi, işte karşınızda Can Ekmekçi.

1- Birgün birgün
2- Hop hop HANTİN top
3- UA Didadam

Eşşşşşşek makamında geliyor.




Tarihe küçük bir not: Bu UA Didadam'ın hatrına Efes Pilsen dün Siena'yı 10 sayı farkla yuvarladı.

3 Şubat 2010 Çarşamba

HAYI DİDİM! Can'ın boşbeleşlikleri #4.

Yorumsuz

1- Can evde yasaklı bir unsura yaklaşınca (atıyorum prizi parmaklamaya çalıştığında) izlenen prosedür şöyle:
  1. Ufak bir uyarı. "Caaaaaan". Can durur ve arkasını dönüp bakar. Bi' b.k yediğinin farkında. Ancak yılmaz ve hamlesine devam eder.
  2. Azıcık daha sert "Can, HAYIR". Can yüzünü buruşturur. Alt dudağını büker ve ağladım ağlicam mesajı verir vücut diliyle. Yine hamlesine devam eder.
  3. Daha da sert "CAN, HAYIR DEDİM!". Can, ağlayarak vazgeçer. 1 dakika filan ağlar sonra dikkati dağılır.
Geçen gün bizim evde bilgisayara yaklaşıyor (çok yakın bir zamanda laptop'ın bütün tuşlarını söktüğü için bilgisayar bir süreliğine kendisi için yasaklı) . Kimsenin onu izlediğinin farkında değil. Bilgisayara yaklaşıyor. Hafifçe etrafı kesiyor, hedefe yaklaşıyor, kendi kendine ağzından şu kelimeler dökülüyor. "Hayı Diiidiiiiiiim!". Ve bilgisayarı açıyor!

2 - Sanatçı kişiliğinden fırsat buldukça bahsediyorum zaten. Genel olarak sanatını özgürce icra etmeyi sevdiğini söyleyebilirim. Umarsız ve hesapsızca. Saf, %100 sanat. Pure Art! İşte belgesi. Sanatçı yine tüm yeteneğiyle bir Dikokan resmederken...

Yanımaaa korlar mı adam seni, koparıp acıtmazlar mı beni...

3- Yukarıda da yazdım. Evdeki dizüstü bilgisayarın bütün tuşlarını tek tek sökmüş. Kendi deyişiyle "Kındı". Kırmaya "Kındı" diyor da arkadaş. Bir şeyi kınmanın kendisi açısından kötü bir şey olduğunu biliyor. O yüzden "Bilgisayarı kim kındı Can?" diye sorulduğunda cevap hazır. "Annem kındı."

4- Yeni bir favori şarkı var. Bir gün bir gün bir çocuk. Acayip güzel icra ediyor. Mutlaka çekip koyacağım.

5- Geçen gün ayakta duruyorum. Elimde bira, cam bardakta. Can ortalıkta dolanıyor. Benim elimdeki birayı gördü, "Maaamaşu" dedi ve devam etti. Bu Canca'da meyvesuyu demek. Lan sanki sana soran oldu bu ne diye. Lan İbiş! Mamaşu dersin, bana da ver dersin anlarım. Yok arkadaş, adam sırf "Maamaşu" dedi gitti. Sanki sordum kendisine "Can'cım ne içiyorum, tam karar veremedim Efes mi bu Carlsberg mi Becks mi" yie? Yok öyle bir şey. Yüzde şöyle bir ifade "Yaaaa, biliyorum ben senin içtiğini yaa, artislik yapma. Ben bitirdim onları lokokoli* suyu filan içiyorum şimdi ben" . Hiç anlamadım. Boşbeleş diyorum, inanmıyorlar. Zarife'yle de bu ara geyiğimiz oldu. Anlam veremediğimiz bir şey görünce, mesela "Bu ne yaa filan dedim." hemen " "Maaamaşu" diyo.

*Lokokoli=Brokoli

26 Ocak 2010 Salı

Tooo yo Toyooota, Too yo Toyooota!

1- Çok susarsa ve kana kana su içerse, içmesi biter bitmez "LALAŞIN" diyor. Türkçesi ise "yarasın.". Galiba babannesi bir kere su içtikten sonra ona "yarasın" demiş.

2- Annem: Oğlum sana Zeynep'i alayııııııım mı?
Can: İşşşştemem annanecim iiiiiiiiştemem! [Videosunu çekebilmeyi umuyorum, çok bomba]

3- Geçen pazar (27.01.2010) annesiyle babasını resmen duman etmiş. Bazı günler öyle oluyor, aşırı ama aşırı enerjik. O gün ortalığın tozunu atmış. Hiçbir zaman sektirmediği öğlen uykusunu da pas geçmiş. Ben kendisiyle akşam buluştum. Yine gücü kuvveti, boşbeleş iş yapma enerjisi yerindeydi. Ta ki o kısa süreli araba yolculuğuna kadar. O noktada gardı düştü artık.

Neyse, bir yerden bir yere gitmek üzere arabaya bindik. Can'ın kesinlikle uyumaması gerekiyor. Varacağımız noktaya bir ulaşsak, yine uyumaz o çakal ama dayanamıyor. Arabada bir uyursa da bütün düzen bozulacak. Bana da arabanın arkasında Can'ı uyanık tutma görevi düştü. İlk başta şarkı türküyle götürdüm işi. Ancak sonlara doğru resmen "Toyoo toyooota tooyooo toyooota" olduk. Çok komikti. En en en son kısmını cep telefonumla çektim, iyi ki de çekmişim.



To yoo Toyooota!

Gözde diyo ki, "uyumiiican"
Kaya arkadan diyo ki, "Bütün gün psikopatlık yap, uyumaa."
Beni zaten görüyosunuz...
Fakat zafer...

25 Ocak 2010 Pazartesi

Can'dan şarkılar #1

Daha önceki postlarımdan birinde Can'ın tam bir adrenalin tutkunu oluşundan bahsetmiştim. Ancak onun atlamamamız gereken bir yönü daha var. O da, kendisinin sanatçı kişiliği, gönül adamlığı. Bu aralar icra etmeyi sevdiği eserler arasında "Dandini Dastana" isimli, bilinen bir parça yer alıyor. Ancak eski eserleri yeniden ısıtıp ısıtıp önümüze koyan sanatçılarla lütfen karıştırmayın Can'ı. Çünkü o bu unutulmaya yüz tutmuş şarkıları yepyeni yorumuyla tekrar gençlere hatırlatıyor. O şarkıları yeniden okuyup rant sağlamak peşinde değil. Zaten yeniden söylemiyor, yeniden yorumluyor. Lütfen kendisini Nostalji Kraliçesi Muazzez Ersoy'la aynı kefeye koymayın.

Sözü daha fazla da uzatmadan kısa bir açıklamanın ardından VTR'yi giriyorum:

Söz - Müzik: Anonim
Seslendiren: Can Ekmekçi

Parça "Bızzzdık" makamında geliyor. (ilk başta bi yarım var onu da kırpmaya kıyamadım.)




Gördüğünüz üzere sanatçı şarkının sözlerini full almamış, özünü almayı tercih etmiş.

"Dandini Daşştana
Kolu mos dancı danaayı
yemeşiiiii, hanayııı"

Lahana'yı yerine hanayı diyor. Uzatmanın anlamı yok.

O en sonra "hanayı" derken yaşadığı heyecan "işşte şimdi tezahürat geliyor" diye galeyana gelmesinden.

Dediğim gibi, O alkışlarla yaşayan bir gönül adamı.

Gerek üzerindeki formayla (her ne kadar önlüğünden gözükmese de), gerekse şarkı sonunda verdiği beyanatlarla hangi renklerin aşığı olduğunu da itiraf ediyor.

18 Ocak 2010 Pazartesi

Can'ın boşbeleşlikleri #3

1- Kendi kendine koşarken burnunun üstüne düştü. Ben uzaktan bakıyorum. Lap diye koydu suratı yere. Bi yandan kalkıyo bi yandan da kendi kendine diyo ki "Pişii yok, pişii yok." . Canı çok tatlı değil, o özelliğini çok seviyorum.

2- En favori şarkılarından biri UA devadam, 12 devadam. O bu sözleri "U A didadam, onşikşyi didadam" şeklinde yorumluyor. Bu şarkıyla çok pis coşuyoruz. Bu başladığında ben onu kucağıma alıyorum ve var gücümle zıplayarak dönüyorum. Bu sırada ben Can'ı sadece popopsunun altından tutuyorum, bana tutunma işlemini ise tamamen o gerçekleştiriyor. Ben onu tutmadığım için çok heyecanlanıyor. Dönme hareketine kendi gücüyle direniyor. Çok hoşuna gidiyor ve heyecanlanıyor. Kısacası o tam bir adrenalin tutkunu.

Eloğlunun köprülerden paraşütsüz atlayarak doyurduğu adrenalin tutkusunu Can'ın U A Didadam'da döne döne doyurması biraz acıklı. Ancak durum budur.

Şoförsün dediler, vermediler.

3- 1 Ocak Zarife'nin doğum günüydü. Küçük bir kutlama yapmıştık. Kutlamada Can da vardı. Biz tabi o sırada Can'ın kayıtta olduğından tamamen habersiz bir şekilde pasta getirdik, "İyi ki Doğdun moğdun" her ritüeli yaptık.

Zarife'nin doğum gününden 18 gün sonra, Can'ın saçmalığı.Yorumu siz kamuoyuna bırakıyorum.
Can salonda:
Kürdanları tuzluğun deliklerine batırmış, diyo ki, "İi ki nooo nun Şafifiii"

4- Şarkıları çok seviyor. Güzel de okuyo şimdi, Allah var. Şarkıları icradaki bu yeteneğinin benden geldiğini tahmin ediyorum. Bir şarkı var. Fransızca, Alouette diye (isterseniz youtube'a bu keyword'ü yazarak çat diye dinleyebilirsiniz). Dün bu şarkıyı baştan sona söyleyebildiğini fark ettim. Acayip güzel söylüyor. Ama insan dinleyince, senin neyine lan ibiş demeden de edemiyor. Türkçe zaten kıt, paşa sanki laf cambazı Orhan Boran, Türkçe bitti de Fransızcaya geçmiş. Komik adam.

5- Bu hikaye çok bomba. Yıllar sonra okuyup güleceğim cinsten.

Can "Resim yapmayı" da çok seviyor. Tabii o yaptıklarının resim olduğunu bir tek biz anlayabiliyoruz. Bilmeyen gafil gözlerse, onları bir karalama olarak yorumluyorlar. Rastgele sallıyor işte kalemi kağıdın üzerinde, ne desem boş.

Bütün şekilleri biliyor (çizemiyor tabii ki ama hepsini tanıyor). Altıgen, üçgen, beşgen, dikdörtgen, yuvarlak... Sorun, hepsini söyler. Ancak Dikdörtgene ayrı bir bağlılığı var. Sebebini bilmiyorum. Bizim dikdörtgen dediğimiz o şekle ise kendisi "Dikokan" diyor. Ve bu kelimeyi her söyleyişinde biraz agresif bir tonla söylüyor. "Dikkokkkannnn" gibi...

Çizim (karalama) yaparken de kalemle önce bir iki haşin hamle yapıyor, sonra da "Dikkokannnn" diyor. Yani hep dikdörtgen çiziyor. Her defasında da anons ediyor dikokan çizdiğini. Can'cım ne çizdin sorusunun cevabı daima "Dikokannn". Başka hiçbir şey için kalem kıpırdatmıyor.

Neyse, şöyle de bi durum var. Gözde genelde Can'a defterde bir şeyler çiziyor ve "bu nedir" diye soruyor. İki çizim arasında da zaman kazanmak için "Pekiiiiii" diyor.

Yani şöyle.
Bir şey çiziyor:
- Can bu ne
- Kebbbelek
- Pekiiiiii, bu ne?
- Atıgen
- Pekiiiii, bu ne?
- Nomuş (domuz)
- Pekiiiiiiiiiii bu ne?
- Maamun
- Pekiiiii bu ne?
- Bapolon (Pantolon)

gibi...

Bir gün Şafifi'yle Can'ı izliyoruz uzaktan... Kendisi bizim izlediğimizin farkında değil. Defterine çizim yapıyor. 10 saniyede bir filan kalem darbeleri vuruyor deftere bir hışımla, ve tamamını kendi seslendiriyor. Her çizimden önce ve sonra da...

- Pekiiiiiiiiiiiiiii, Dikokannnn!
- Pekiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii Dikokannnn!
- Pekiiiiiiiiiiiiii Dikokannnnnn!
- Pekiiiiiiiiiiiiiiiiii Dikkkokannnn!