16 Aralık 2008 Salı

Süt pompam ve ben!



Son birkaç aydır, ama özellikle 2 aydır ayrılmaz ikiliyiz süt pompasıyla. Sabah ben ve pompam işe geliyoruz. Gün içindeki genellikle 3sağma seansından sonra, çantamda pompa ve sütler, koştura koştura eve gidiyorum. Sütler buzluğa atılıyor. Sonra Can saat 9 gibi uyuyor ve saat 12 civarında ben yeniden başlıyorum süt üretimine. Eğer yeterince geldiyse, bir paket de gece atıyorum buzluğa; yok dolduramadıysam şişeyi, sabah da Can uyanmadan evvel uyanıp bir miktar da olsa sağıp, şişeyi tamamlayıp atıyorum buzluğa. Bu arada Can'ın o gün içeceği sütleri de indiriyorum buzluktan.. Bu rutinim şaştığı, ya da sütüm bir gün az geldiği anda, stoktan yiyoruz. -ki stok dediğim de 5-6 biberon sütten ibaret maalesef, büyük kısmınıu tükettik çünkü.

Bayramdan hemen evvel süt pompam bozuldu. Bu, tahmin edebileceğiniz gibi benim için kriz yaratıcı bir durum. Avent servisi sağolsun pompamı 10 günde teslim edeceğini söyleyince delireceğim zannettim. Neyse ki Tuğba, her zaman olduğu gibi imdadıma yetişti ve pompasını ödünç aldım.

Bütün koşturmacam Can 6 ay sadece anne sütüyle beslensin diye. Şükürler olsun 5 ayı bitirdik. Kontrolümüzde doktor gayet iyi buldu Can'ı. Yine çok iyi kilo almış, boyu güzel uzamış. Çok mutlu oldum, zira sütümü bir şekilde yettirebiliyorum, koşturmaca bir işe yarıyor demek bu.
Bu ay elma püresi ve yoğurt yemeye başlıyor azar azar da olsa. Elma püresini uzaktan görünce bile nefesi hızlanıyor, kollar bacaklar oynamaya başlıyor. Ama yoğurt için şimdilik pek tezahürat yok. Bakalım..

Hiç yorum yok: