24 Nisan 2012 Salı

Burgazada

24 Şubat 2012 Cuma

Das Experiment - Can'ın bilim dünyasını birbirine katışı...

22 Şubat 2012 Çarşamba günü, Can'ın ananesinin ve dedesinin oturduğu daire, uzun parçacık hızlandırıcısı ile protonları 14 tera elektron volt'luk mertebelerde çarpıştırabilecek ve atomaltı parçacıkların ortaya çıkmasını sağlayabilecek CERN deneyinden bu yana bilim dünyasını ilk kez böylesine sarsan bir deneye evsahipliği yaptı.

İlim bilim yoluna baş koymuş, fen biliminin üç temel ayağı olan gözlem, ölçüm ve deneyi adeta bir yaşam biçimi haline getirmiş Can, kendi bedenini korkusuzca ortaya koyarak bilim adamlarının yıllardır merak ettiği soruya kesin olarak cevap verdi. Tıp alemini de yakından ilgilendiren deneyde Can, bir kulaktan içeri atılan naneli şekerin, öteki kulaktan çıkmayacağını net olarak kanıtladı. İnsan anatomisine dair bugüne kadar yapılan tüm çalışmaları altüst eden deney daha pek çok akademik çalışmaya temel oluşturacak nitelikte.

Öte yandan şeker kulağının içindeyken, "Can niye böyle bir şey yaptın?" sorusuna, "Deney yaptım, bakalım öbür kulağımdan çıkacak mı?" diye yalın bir cevap veren genç araştırmacı, mentollü şekerin vücut ısısıyla eriyerek kulağının içini yakmasıyla gözyaşlarına boğuldu.

Apar topar hastaneye götürülen Can'ın, doktor kulağının içinden şekeri çıkartmaya çalışırkenki vakur duruşu ise, adeta bilime gönül vermişliğin vücuda gelişiydi.

10 dakikalık bir çaba sonucu, şekeri Can'ın kulağından çıkartan doktorun, şekeri canın gözünün önüne kadar sokup "Can bu şeker, kulağa değil, ağza sokulur." demesi ise kendisi bir tıp adamı olmasına rağmen, Can'ın davasını hiç anlamadığının bir göstergesi olarak yorumlandı.

Aşağıdaki resimde, kulaktan şeker çıktıktan hemen sonraki gece Can'ın nasıl uyuduğunu aşağıda görebilirsiniz. Eliyle bütün gece kulağını korumuş.


Müezzin mi olacak lan bu çocuk.



26 Ocak 2012 Perşembe

Turt



Unutmadan, karışık da olsa...

* Dışarıda yemek yiyoruz.
Benim salatamın üzerinde ince dilimlenmiş turplar var.

Can: Anne, turt acı mıdır?
Anne: (Daha evvel turpla pek karşılaşmadığı için "nereden biliyor acaba" diye düşünerek) Hayır acı değil.
Can: Haa doğru, turt acı değildi, gaz yapardı.
Anne: !?!

* Domates biber patlıcan şarkısını çok seviyor Can.
Sözlerini de güzel yorumluyor:

Bir anda bütün dünyam karardı
O sesle soğanlar yankılandı
Domates biber patlıcaaaan

* Annemlerin komşusunun kızı Bengü, evlenirken davetiye yerine pek hoş bir CD hazırlayıp verdi düğününe katılanlara. Her telden, kendi sevdikleri 20 şarkıdan oluşuyor CD. Biz de arabada bir iki kez dinledik ki, içindeki bazı şarkılar Can'ı hemen yakaladı. Can'ın şimdiye kadar "Youtube related videos" ekseninde zaten biraz tuhaf gelişen müzik zevki, bu CD ile taçlandı diyebilirim. :)

- Anlaaa beniii pullaaa beni al koynuna yaaat
- Çay bellaa çay bella çayçayçay
- Kekler de yanaaar, hem de nasıl yanaaar
şarkılardan bazıları.

28 Kasım 2011 Pazartesi

Dizi dizi inciler


* Can, yumurtaya kaşığıyla vurur çatlayan yumurtaya hayretle bakarak:
- Annneeee örümcek avı gibi oldu.
- Ne oldu?
- Av, av.
- Ha tamam.



* Can okula başladı. Artık kendisi First Learning School Cesur Kaptanlar sınıfı öğrencisi. Başta biraz zorluk çekse de hızla alışıyor.
Bugün okulda İngiltere kültürünü tanıma günüymüş. Öğretmeni programda yazmış bunu. Ben de Can'ın çok sevdiği Beatles'ın bir fotoğrafını verdim, arkadaşlarına Beatles'ı anlatır diye. Bizimki tanıtmış grubu:
- Bu John abi, bu Paul abi, bu George abi, bu da Ringo abi!

* Okul demişken, geçen haftaki ülke de İtalya imiş. Sınıfta hep blikte aşk çeşmesi yapıp içine dilek dileyip para atmışlar. Bizimki ne dilemiş acaba? Tabii büyük bir basket potası. :)

* Artık basket oynamak da kesmiyor kendisini. Kağıda bir basket sahası çiziyor ve taktikleri çiziyor. Mesleği mi? Kendisi "teknik traktör."

* Aklımdayken not edeyim. Cimbom marşını söylüyor arada sırada: "Samanın yıldızı sarı kırmızııı, elinde kupayla Cimbom geliyooor"

17 Ekim 2011 Pazartesi

Annane ve Caillou

Annem, geçen gün aradı, "cep telefonuna Can'a bir fotoğraf gönderdim, baksın" diye.
Baktık, annane Can'ın kadim dostu Caillou'ya rastlamış. Fırsatını bulmuşken de Can için bir hatıra fotoğrafı çektirmişler.
Her yönüyle sürreel görünüyor. Dev bir Caillou, yanında hatıra fotoğrafı çektiren bir annane...
Biz o kadar sevdik ki, açıp açıp bakıyoruz fotoğrafa. :)

11 Ekim 2011 Salı

Kavun




Eren, Zarife, biz, hep beraber annemlerde yemekteydik. Can da sofraya oturdu, ama "şunu yemiicem, bunu yemiicem" faslına başlayınca, "hadi o zaman kalk sofradan, oturmana gerek yok" dedim, ve kaldırdım onu. Koltukların oraya geçti, kendi kendine oynamaya başladı. Biz de daldık, yemek yiyorduk ki şöyle bir konuşma geçti sofrada:

Annem - (babama) Ah, kavun kesecektik, unuttuk.
Babam - Ben hemen keserim şimdi.
Arkadan çıkış yapan küçük bir ses - Kavun sadece yemek yiyenlere mi veriliyor acaba?

Tabii kendisi kocaman tabak kavununu afiyetle yedi. :)

4 Ekim 2011 Salı

İrlanda köylüsü

Geçen hafta Kaya'yla birlikte Dublin'deydik.
Dönüşte havaalanında bizi şöyle biri karşıladı: