14 Temmuz 2010 Çarşamba

Ulan Köfte! İyi ki doğdun.



Cancan, sen doğmasaydın,

  • Bu renge turuncuk dendiğini,
  • Tatatalı şarkıların, tatatasız şarkılardan farklarını, hatta tatalı diye bir şarkı tipi olduğunu,
  • Uzaklardan atılan güçlüklerin, en tatlı güçlükler olduğunu,
  • Başket atmanın, sadece bir spor hadisesi değil, yaşam biçimi olduğunu,
  • 4 topun aynı anda potanın üstünde biriktirilip, dörtlü başket atılabileceğini
  • Evlerimizin isimlerinin, "Dedemiz Evimiz" "Anne baba evimiz" "Zarefe Evimiz" olduğunu,
  • Ayakkabının büyüğüne palet dendiğini,
  • "Musti, musti" şarkısını,
  • Güzel bir yiyecek yedikten sonra "Vatandaş Götürsün" demenin güzelliğini,
  • Caillou'nun aklı kıt kardeşi Rozi'yi,
  • Ayrıca, Caillou'nun pipisinin çıkıp, çocuklarınkinin çıkmadığını (Bir Calliou oyuncağı var, kendisinin şortunu indirip bu tespiti kendisi yaptı.)
  • Lahmacun'a Mahmacun denince lezzetinin en az iki kat arttığını,
  • 5 kuruş yutunca, bir insanın ne kadar rahat çıkarabileceğini,
  • 5 kuruşu yuttuktan sonra apar topar hastaneye gittiğinin ertesi günü, çorabının içine para sokup, "Ayağımı haştaneye götülelim." demenin, düşününce aslında o kadar da mantıksız olmadığını,
  • Kıvırcık kelimesinin doğrusunun ıbırcık, meyve suyunun doğrusunun ise mamaşu olduğunu,
  • Bu hayattaki en fiyakalı ayakkabıların, UA Didadam akkabıları olduğunu, gerisinin havaciva olduğunu,
  • En afili kıyafetin, üstüne pota resmi olan olduğunu,
  • Havaya atılan bir topu, Aydidi'nin kapabileciğini,
  • Sonra Aydidi'ye serzenişte bulunularak, o topun geri alınabileceğini,
  • Ayakların yerden kesilmeden de zıplanabileceğini. En havalı zıplayışların çömelmek suretiyle gerçekleştiğini,
  • Kendi boyunun 5 katı yükseklikteki abi potalarının yüksekliklerine hiç aldırmadan onlara basket atmaya çalışmanın aslında sonuçsuz kalmayacağını
  • Eylem'in gerçek adının Leylem olduğunu

hiçbir zaman bilemeyecektim.

İyi ki de doğdun!

Dipnot:
Normal şartlar altında 16 Temmuz'da doğman bekleniyordu. Ben de, 14 Temmuz günü yani senin doğumundan 2 gün önceki sabah askere gidecektim. Sen ne yaptın? "Yaaa, 2 gün için Co'yu mu kırıcam" diyip, hop çıkıverdin! Kıyak adam olduğun ordan belliydi zaten. Gerçi o zamanlar ben, senin bana Co dediğini bile bilmiyodum. İçinden diyodun. İşte o günün üstüne tam 2 yıl geçti. Tatlılığına tatlılık, boşbeleşliğine boşbeleşlik kattın. Amma da seviyoruz seni.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Tatilden kareler





21 Haziran 2010 Pazartesi

Tatil



Can bu tatilde, kirazı yerken ağzında çekirdeğini çıkarmayı, ağaç çıksın diye çekirdeği bahçeye atmayı, karıncaların evlerine nasıl mama götürdüğünü, kumdan kale ve doğum günü pastası yapmayı, kocumaaan hoparlörlerden nasıl ses çıktığını, "Mecburen mecburen" ve "Deli deli kulakları küpeli" şarkılarını, altında bez yokken çiş yapmanın nasıl bir şey olduğunu öğrendi.

Bir de anektod:

- Can, İstanbul'u özledin mi?
- Öjledim.
- Kimleri özledin say bakalım.
- 1, 2, 3, 4
- ??!?


Elbette sahile giderken potamızı da götürüyorduk!

18 Haziran 2010 Cuma

Son Dakika! Turuncuk Top Yunan Adaları'nda!

Can'ın bu hayatta en sevdiği şey basket oynamak. Dolayısıyla da basket toplarına apayrı bir düşkünlüğü var. Bugüne kadar yüzlerce topu oldu desem inanın hiç abartmış olmam. Ancak bir tane topu var ki dünya bir yana o top bir yana idi. Bütün fotoğraflarda da elinde gördüğünüz o turuncuk top. Onsuz ne uyur, ne banyo yapar ne arabaya biner. Turuncuk Top, ailenin bir parçasıdır.

Neyse,
Bu aralar Can tatilde. Bodrum Aspat’ta. Tatilde de kendisine o turuncuktan başka 6 6 tane yeni top aldırmayı başarmış. Top masrafından başka hiçbir masrafı yok Can’ın. Çok hesaplı bir çocuk . Bir adet yeni sıçık plastik topla bütün gününü mutlu geçirebiliriyor. Portföye ne kadar yeni top girerse girsin Turuncuk Top’un yeri bir başka ama. Bir elinde her zaman o top. Diğer elindekiyse değişken.

Bu satırları aldığım çok taze bir haber üzerine yazıyorum Cancan. Sen şu anda tatilde öğlen uykundasın. Sen uyurken sahildeki topunu da rüzgar almış ve denize sürüklemiş. Turuncuk Top nöbetini aksatan anne ve babansa bu gidişe engel olamamış. Görmemişler bile. Gördüklerinde ise çok geçmiş. Yunanistan karasularındaymış senin turuncuk. Aynısından alalım çocuğa bir tane desek, yok maalesef. Üretimde olan cins bişi diil. Emsalsiz bir toptu. Ayrıca yaşanmışlıklar ne olacak?

Sakın üzme kendini. Bunlar basketbolun içinde olan şeyler. Topun emin ellerde. Hem Yunan basketbolu da en az Türk basketbolu kadar iyidir. Bir çırpıda aklıma gelenler Olimpiyakos, Panatinaykos, Aris boru değil.
Senin turuncuk topunla bir süre Pipidis’ler, Seyitalidis’ler oynayacak Cancan. Takma kafana, onlar da kardeş. Bak senin topu kesin şöyle bir tip kaptı ha Ege'nin öbür ucunda.



Bu post’un sonuna gelirken Can'ın tatilde çekilmiş cüretkar bir pozunu da eklemeden geçemeyeceğim. Arkadaş;! Madem mayosuzsun donsuzsun, niye oturursun kızgın kumlara? Di mi ama! O nası bi popodur? Kızgın kumlardan serin sulara geçiş şeklin bu mudur yani senin anlamadım ki.

28 Mayıs 2010 Cuma

Can parka giderken...

Parka giderken en büyük zevkimiz, Teşvikiye Camii'nin parmaklıklarının altındaki duvarda yürümek. Fotoğrafta da yine bir park seansına doğru ilerliyor...

Bu arada, son dönemde bakıyorum da, turuncuksuz neredeyse hiç fotoğrafı yok Can'ın... :)

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Can ve babuka



Can, 8 aylıktan beri babasına, baba ve Kaya'nın sentezinden oluştuğunu düşündüğümüz "Babuka" şeklinde hitap ediyor. Babukasıyla keyfi hep yerinde...

Fotoğraflarda, Can, Babuka ve turuncuk İstiklal Caddesi'nde.

14 Mayıs 2010 Cuma

Can'ın boşbeleşlikleri #8

- Can senin saçların nasıl?
- Ibırrcık


Can büyük boşbeleş. Uzun zamandır yazmıyor olmam, kendisinin boşbeleşliğe veda edip adam olduğu anlamına gelmiyor. Örnek mi? O hooo.

1- Geçen gün yürürken kaldırım taşları arasından fırlamış yeşilliğin önünde durdu. İşaret parmağıyla gösterip bağırıyor: Barul, barul! Marul demek istiyor. Hata bende, adam yerine koydum, izah etmeye çalıştım. Yok, barul da barul.

2- Hıdırellez şenliklerine gitti. Ben yoktum. Orada Burcu ve Arzu'yla karşılaşmış. Ancak paşanın elinde bir adet boş Efes Pilsen kutusu, delirmiş çünkü alıcam elime diye. Neyse, oynamışlar biraz. Sonra hadi Cancan dik kafana demişler. Almış kutuyu kafasının üstüne dikmiş. Tam boş adam, tam.

3- Mükemmelen söylediği şarkılar kervanına yeni katılan bir parça, "Arkadaşım eş, arkadaşım eş, arkadaşım eşek." Video: Coming soon

4- Geçen gün masadaki içki kadehini almaya çalışmış. Gözde de "Hayır Can alamazsın onu, o çocuklar için değil. Onu anneler içeeer, babalar içeeer, abiler içeeeer" demiş. Bay boşbeleş de demiş ki "Şafeefeler?". Şafefe ara bi' insan arkadaş için. Hey allahım ya!

5- Bi insan, bu kadar saçma zıplamaz. Can'a zıpla deyince, normalde çömeldiğinden biraz daha hızlı bir şekilde çömelip kalkıyor ve bunu zıplamak sanıyor. Ayrıca "zıpladığı" zaman aşırı içi uçuyor. Zıplamaktan ziyade, s.çmakla çömelmek arası bir eylemi çağrıştıran bu acayip hareketi, dans ederken bir dans figürü olarak aralara da serpiştirdiği oluyor.

6- Biz bu aralar Şafefe'yle ev bakıyoruz. Birkaç tanesine akşam bakarken Gözde ve Kaya'ya da siz de gelip bir baksanıza ne düşünüyorsunuz diyoruz. Çünkü baktığımız evler de hep o civarda. O evlere bakmaya tahmin edin bir de kim geliyor. Can.
Hepsine elinde turuncuk topuyla bi dalıyor önden. Bir umut bir başket potası arıyor hepsinde. Bulamayınca bana dadanıyor "Co, UA Didadam şölesşin, danş edelim.". Co dediği ben bu arada.
Ya arkadaşım, bi düşün ya, olacak şey mi?
Sen benim kucağımda, ben bağıra bağıra boş evde yankı yapa yapa "UA Devadam 12 devadam" şarkısını söylüyorum. Söylemekle de kalmıyor ki bu iş, bi de kucağımda senle zıplaya zıplaya dönüyorum. Emlakçı ve evsahibi de bize bakıyor. Aralarında Nası bi deli lan bu diyolla. Adam zaten bu manzara karşısında %15-20 koyuyo kiraya. Düşünsenize.

7- Katı sıvı, kurt kuş, meyve sebze ayırdetmeksizin lüpleten Can bu defa maalesef taşı baltaya fena vurdu. Ya tamam, kuşu kuzuyu ayırdetmeden lüpletiyosun. Ama tazeyle bayatı da ayır be koçum. Geçen gün bozuk yoğurt yemiş bulunmuş. Çok hastalandı. Hala toparlayamadı. Hiç kıyamıyor insan.

Anlayacağınız bizim Ibırcığın bu aralar başı belada. Şans dileyin ona.