15 Şubat 2013 Cuma

Ay'a okul yapılır mı?

Merak Eden Çocuk

Geçenlerde Can'ı okulundan ben aldım. Okul okul değil, sanki bir oyun evi gibi. Çok şahane bir okulu var. Şanslı kerata. Kendisine de biraz sürpriz oldu beni görünce. Sürprizin heyecanı çok uzun sürmedi. Çünkü onlar okulda ikindi kahvaltısına oturmadan tam önce almaya gitmişim onu.
Öğretmenleri de bunun bilincinde olsa gerek ki, hem sınıf öğretmeni hem de okuldaki çocuklardan sorumlu amir, beni uyardılar. Aman ikindi kahvaltısını yapmadı, Can'a takviye gerek.

Nasıl alıştırmışsa herkesi yeme konusunda, hassasiyetin tüm maarif farkında maşallah. Neyse, sınıflarının tam önünde şöyle bir sarı kağıt gördüm.


Resmi biraz hıyar gibi çekmişim, özür. Çocukların boyuna göre asılmıştı, dalgaya düştüm. Kendi açımdan çektim. Öğretmenleri çocuklara sormuş ve hepsinin görüşlerini not etmiş, soru "Ay'a okul yapılır mı?"

Can konuya lojistik ve ikmal açılarından yaklaşmayı uygun görmüş.

"Tam 4 günde Ay'a gidiliyorsa oraya tuğla ve yemek taşınmaz. Eren inşaat mühendisi, ona da bir sorayım"

Cevabımı buraya yazayım, yıllar sonra okursun. Bence yapılmasında, teknik açıdan hiçbir engel yok. Sadece feasible olmaz.

Okul çıkışı ikindi kahvaltısını etmediği için kendisini İkindi Köftecisi'ne götürmeyi önerdim. Şekil 1a'da da görebileceğiniz üzere büyük bir memnuniyetle karşıladı.

Şekil 1a

24 Aralık 2012 Pazartesi

Sanat halleri





* Tasarım Bienali'ne gideceğiz. Sabahtan itibaren evde bineal diye bahsederken, Can duyduğunu ünlü kitapçı Dienal (!) anlamış. Bir heves zıplaya zıplaya gittiği İstanbul Modern'de, "ama burası Dienal değil ki!" diye isyan edince anladık biz durumu. Bienalden çıkışta dienale gittik.

* Topkapı Sarayı'na gidip bir sergi gezeceğiz. Kaya'yla aramızda saraya gideceğiz diye konuşurken bizimkinin "tavuksuyu çorba da içecek miyiz?" çıkışıyla silkindik. Akşam Saray'da tavuksuyu çorba içtik.

21 Kasım 2012 Çarşamba

Kısa kısa...

* Servisi, spor dersi, veli toplantısı ve hatta aşkı meşkiyle, Can'ın  tam teşekküllü okul hayatı başladı. Bu sene, yeni okulumuz Merak Eden Çocuk'la birlikte okul sorunlarımız neredeyse tamamen bitti, artık okula gitmekten zevk alıyor Can.

* Son dönem favori dansımız Gangnam Style. Özellikle Bade'yle yaptığı gösteriler seyre değer. :)

* Dün bana, "anne, benin fesbukum yok mu?" diye sorarak, daha 4,5 yaşına girmeden Facebook'a girmek istedi. Ne diyeyim bilmem ki.

* Bugünlerde favori kitabı Pıtırcık Futbolcu. Onun ilgisini çekecek renklilikte resimleri olmamasına rağmen, her akşm benden onu okumamı istiyor. Özellikle Pıtırcık ve arkadaşları futbol oynarken toplarının bisikletli Bay Posbıyık'a çarptığı, ve onun  da kavgalı olduğu Bay Pisbıyık'ın evinin içine düşmesi pasajında katıla katıla gülüyor. Öyle gülmesi o kadar hoşuma gidiyor ki, bazen orayı yeniden yeniden okuyorum.

Annaneye doğumgünü hediyesi



28 Ağustos 2012 Salı

Bu yaz...


Can bu seneki Kaş tatilimizde ilk kez,

* Palet, deniz gözlüğü ve şnorkel kullandı, balıkların peşine takıldı,
* Kolluklarını atıp, babasıyla benim aramda, büyük bir heyecanla yüzdü,
* Bahçeden çilek topladı
* Kendine arkadaşlar edinip onlarla oyun kurmanın keyfini yaşadı,
* Uzun yolculuklarımız boyunca zorluk çıkarmak bir tarafa, yolculukları bizim açımızdan eğlenceli kıldı, bize şarkılar söyledi.
* Okudu!

24 Nisan 2012 Salı

Burgazada

24 Şubat 2012 Cuma

Das Experiment - Can'ın bilim dünyasını birbirine katışı...

22 Şubat 2012 Çarşamba günü, Can'ın ananesinin ve dedesinin oturduğu daire, uzun parçacık hızlandırıcısı ile protonları 14 tera elektron volt'luk mertebelerde çarpıştırabilecek ve atomaltı parçacıkların ortaya çıkmasını sağlayabilecek CERN deneyinden bu yana bilim dünyasını ilk kez böylesine sarsan bir deneye evsahipliği yaptı.

İlim bilim yoluna baş koymuş, fen biliminin üç temel ayağı olan gözlem, ölçüm ve deneyi adeta bir yaşam biçimi haline getirmiş Can, kendi bedenini korkusuzca ortaya koyarak bilim adamlarının yıllardır merak ettiği soruya kesin olarak cevap verdi. Tıp alemini de yakından ilgilendiren deneyde Can, bir kulaktan içeri atılan naneli şekerin, öteki kulaktan çıkmayacağını net olarak kanıtladı. İnsan anatomisine dair bugüne kadar yapılan tüm çalışmaları altüst eden deney daha pek çok akademik çalışmaya temel oluşturacak nitelikte.

Öte yandan şeker kulağının içindeyken, "Can niye böyle bir şey yaptın?" sorusuna, "Deney yaptım, bakalım öbür kulağımdan çıkacak mı?" diye yalın bir cevap veren genç araştırmacı, mentollü şekerin vücut ısısıyla eriyerek kulağının içini yakmasıyla gözyaşlarına boğuldu.

Apar topar hastaneye götürülen Can'ın, doktor kulağının içinden şekeri çıkartmaya çalışırkenki vakur duruşu ise, adeta bilime gönül vermişliğin vücuda gelişiydi.

10 dakikalık bir çaba sonucu, şekeri Can'ın kulağından çıkartan doktorun, şekeri canın gözünün önüne kadar sokup "Can bu şeker, kulağa değil, ağza sokulur." demesi ise kendisi bir tıp adamı olmasına rağmen, Can'ın davasını hiç anlamadığının bir göstergesi olarak yorumlandı.

Aşağıdaki resimde, kulaktan şeker çıktıktan hemen sonraki gece Can'ın nasıl uyuduğunu aşağıda görebilirsiniz. Eliyle bütün gece kulağını korumuş.


Müezzin mi olacak lan bu çocuk.