4 Ekim 2011 Salı

İrlanda köylüsü

Geçen hafta Kaya'yla birlikte Dublin'deydik.
Dönüşte havaalanında bizi şöyle biri karşıladı:




15 Temmuz 2011 Cuma

Can'ın bu sefer kendisi Güçlük!

Biliyorsunuz, Can üçlüğe güçlük diyor. Dün, yani 14 Temmuz 2011 itibarı ile kendi güçlük oldu haberi yok. Üçüncü yaşına girdi resmen. Şimdi üç yaşına girdi diye benden bi' duygusal yazı filan bekliyorsanız büyük yanılgıya düşersiniz. İnanılmaz yeni boşbeleşlikler var, onları yazacağım.

Can üç yaşında bir kekomançi olarak, boşbeleşliğinin de zirvesine çıktı artık. Adam resmen boşbeleşlikte ustalık dönemi eserlerini vermeye başladı.

Gelişimin doğru şekilde takip edilebilmesi açısından bazı hatırlatmalar yapmam gerekiyor.

Can'ın boşbeleşlikte çıraklık eserleri nelerdi, dilerseniz önce onları bir hatırlayalım.

Çıraklık Dönemi Eserleri (1-2 yaş arası başlıca boşbeleşlikler:):
  1. Tek başınayken yaramazca bir şey yapmadan önce kendi kendine "Can HAYIR didiiim" demesi,
  2. Şu videodan da anlaşılabileceği üzere, bilip bilmeden "yemesiii hanayıııı" şeklinde şakıması
  3. Son derece karizmatik ve cool dayısına "Naber lan Çatal?" şeklinde seslenmesi.
  4. Can kim geldi? sorusuna verdiği cevap.
Şimdi de olgunluk dönemi eserleriyle devam ediyorum.

Olgunluk Dönemi Eserleri
(2-3 yaş arası başlıca boşbeleşlikler):

  1. Ülke çapında ses getirmiş olan, İnternetime Dokunma eylemini, Sütlacıma Dokunma Eylemine dönüştürerek, eylemin ciddiyetine ve hassasiyetine gölge düşürmesi.
  2. Benim kendisine daha önce yaptığım "Haaaydi Cancan" şeklindeki tezahüratı, kendi başına "Haaaydi benben" şeklinde yorumlaması
  3. Çilli horoza Billi Horoz, Alidesidero'ya Aliistertop, Bir kusuru var yalnız kızın biraz entel takılmaktaya, bir kusuru var yalnız kızın biraz evden takılmakta gibi boşbeleş uyarlamalar...
veeeee.... Ustalık.

Ustalık Dönemi (3 yaş civarı boşbeleşlikler):

İşti şimdi zurnanın zırt dediği yerlere geliyoruz. Buradan sonrasını siz de bilmiyorsunuz. O yüzden üstteki gibi özetten ziyade bunları full versiyon olarak yazmalıyım.

Öncelikle sanatçının ustalık eserlerinden bahsetmeden önce boşbeleşliklerin biraz çiş, kaka, tuvalet, kusmuk ekseninde cereyan ettiklerini belirtmem gerekiyor. Evet, sanat bazen mide bulandırıcıdır. İçim kaldırmaz diyenler devam etymeyebilirler.
Can yanılmıyorsam son bir aydır filan çişini kakasını filan söyler oldu. Bu sebepledir ki, boşbeleşlik hikayelerimiz biraz bu yönde bu dönem.

Büyük usta eserini vermeden hemen önce

1- Bu sıralar, işte herkes dikkatli, dayım altına fışlatmasın diye. Babam da geçen gün onu parka götürüyo. Parka girmeden önce de diyo ki, "Can efendi, çişin varsa tuvalete götüreyim seni."
Çok biliyo ya boşbeleş, "ama dede burda tuaaalet yok ki." Babam da
"Var var."
El Cevap:
"Hıııı, evet evet, şuralarda bi davılyu cee olucekti."

Arkadaş, daha dün çişini söyleyemeyen sen, adam oldun da tuvalete Dabılyu Cee mi demeye başladın. Yemezler aslanım.

2- Sanırım bazı pedagojik sebeplerden ötürü, Can'ın kakasına sanki bir sanat eseriymiş gibi davranılıyor. Gün geçmiyor ki evin duvarlarında şöyle cümleler yankılanmasın
"Vay beeee, amma da güzel yaptın."
"Can bu senin masterpiece'in oldu, buna şöyle bi güzel el sallayalım da öyle basalım sifona"
"Can bunu sen mi yaptın, inanılmaz başarılı"
vs vs...
Bu hasbam da artık nası havaya girdiyse, geçen bi gün yine lazımlığına yapmış kakasını. Akabinde dönmüş baakmış bi eserine. Artık nası bi hayranlık duyduysa, demiş ki

"Anane, aman bunu dökmeyelim klooozete, Eren de baksın buna."

Ulan banane, manyak. Annem kıramamış tabii ki. Hafiften yaz sıcağıyla da yoğrulmuş ortamda, 2 saat kadar benim için bekletilmiş eser.
Benim aşağıdan zili çalmamla beraber, apartmanda çığlıklar.

"Ereeeeen, gel bak naaaptım."

Çıktım yukarı. Hyecandan yerinde duramıyor. Bak bak bak diye tuvalete koşuyoruz, yetişemiyorum ama, fişek gibi. Daldık tuvalete, böyle bi koku olamaz. Gösterdi bana.
Ben de methiyeler düzdüm. Ne kadar şaane bi bok olduğuna dair güzellemeler yaptım. ama böyle bi koku olamaz.
Benim laflarım gururunu okşamış olacak ki, yarım saat sonra gelecek olan babasının bu doğaüstü eserden nasibini alması gerektiğine hüküm verdi. Dedi "Babam da mutlaka görsün." Banyo, kapısı kapatılmak suretiyle o kokulu kaderine terk edildi yarım saat daha.

Derken zil çaldı. Bana yapılan tezahüratın aynısından Kaya'ya da... Baba, sana çok güzel bir şey göstereceğim ile başlayan film Can'ın tuvalete doğru önden koşturması ile devam etti. ancak bu sefer, tuvalete girdiği gibiiii, BÖÖÖĞK diye kustu. :))))

Ağlaya ağlaya çıkmış diyo ki, "Babaaaa, niye ağzımdan su geldi?"

Ulan ibiş, ne gelecek başka. O kokuya iyi bile dayandı bünyen. Enayi dümbeleği!

3-
Babamla yine dışarıdalar, arkadaşın çişi geliyor. Çişinin geldiğini beyan ediyor. Babam da apar topar bir umumi hela bulup arkadaşı götürüyor.

Can çişini yapıyor, tuvaletten çıkarlarken de, Babam tuvalet parası olan 1 TL'yi uzatıyor adama ve veriyor.

Can da inanılmaz bir hayret. İbiş, çiş ve kaka yapmasının övgü görmesine o kadar alışmış ki, büyük bir şaşkınlıkla babama,
"Dede, neden hem ben çişimi yaptım, hem de biz para verdik?"

:)))

4- 3 Numaradaki hikayenin devamında, eve dönüyorlar. Can o gün zaten dondurma yediği halde, babamdan dondurma istiyor.
Babam da "Can hiç param kalmadı, o yüzden dondurmayı yarın yiyelim olur mu?"
inanılmaz cevap:
"Evet, paraları tuaaletçiye kaptırdık!"
:)))))

5- Bu seferki boşbeleşlik, tuvalet bazlı değil. Basketbol bazlı.
Bilmeyenler için hqatırlatayım, Can'ın sahip olduğu basket potası adedi, ülkemiz basketbol devi Efes Pilsen'in altyapı tesislerinin sahip olduğu basketbol potası sayısından sanırım fazladır.
Buna rağmen, tahmin edin bana doğum günü hediyesi olarak ne aldırdı? Pota.

İki pota karşı karşıya konulunca oluşan alana ne ad verilir dersiniz?
Sinan Eldem Alena

İşte burada! MÜKKKKKKKEMMEL SSSSEVİYORUM!



23 Haziran 2011 Perşembe

Bibaunt

Artık Can'la basket oyunlarımız daha sofistike hale geldi. Bibaunt, faul, serbest atış filan gırla gidiyor. Geçen gün bana, "anne, sen Fener ol ben Cimbom, öyle oynayalım" dedi. Peki dedim. Sonrasında diyalog şöyle gelişti:

Can: Top Cimbom'da, Cimbom bibauntu aldıı, şuuut ve baskeeeeeeeeet. - sonrasında coşkulu sevinç gösterileri-

Gözde: Evet sayın seyirciler, top Fener'de şimdi. Fener çok iyi oynuyor, uzaktan bir atış yapıyor ve baskeeeeeeeeeeeet. Oleeeey.-bende de benzer bir coşku-

Can: -elini beline koyarak- Anne, sen Cimbom'lu değil misin? Fener atınca neden seviniyorsun ki!!

Gözde: ?!??!

1 Haziran 2011 Çarşamba

Son dönem inciler...


* Yatmaya hazırlanıyoruz. Aramızda şöyle bir diyalog geçti:

- Anne, doğrusu, kendi gözlerimle görmesem inamazdım.
- Neyi oğlum?
- Şu duvarı
- ?!?? (Sanırım yeni öğrendiği bir kalıbı cümle içinde kullandı! :) )

* Can ilk kez dut yiyecek. Kaya bir kase dutu getirdi ve önüne koydu. "Oğlum bu meyvenin adı dut" dedi. Can'ın sorusu: "Ahu'nun dudu mu bu?" (Sanırım Caillou ya da başka bir arkadaşın ahududulu bir macerası izlendi!)

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Aliiiiii, Aliistertop!

Efendim, boşbeleşlik zor zanaat. Yani dışarıdan boşbeleş bir iş gibi görünse de, böylesine boşbeleş olmak emek isteyen çalışma isteyen bir durum. Aylar var ki Cancan'ın boşbeleşliklerini buraya listelemiyorum. Bu yüzden liste biraz kabardı uzun bir okumaya hazırlıklı olun.
Şimdilik 5 tane:

1-
Ne yapmalı ne etmeli? Kıza alelele mi çevirmeli?

Bana geçen gün diyo ki:
"Ereeen, ben iki tane Ali'li şarkı seviyorum."
Neymiş Cancım Ali'li şarkılar?
Ali Babanın Çiftliği bi de "Aliistertop"
Daha önceden durumdan haberdarım, Aliistertop'un ne olduğunu biliyorum. Bildiğimiz Alidesidero.
Arkadaş neyine senin Alidesidero diye içimden geçirmekle beraber, bunu arkadaşa hiç hissettirmedim. Oooo hadi beraber söyleyelim Aliistertop'u dedim.

Normalde şarkı şöyle:
Arkadaşları Ali derler,
Hani oturur bizim kahvede,
Takmış kafayııı bir dilbere
Nefaset bişey fidaaan boylu

Bizim Ali pişpirik oynar
MFÖ dinler maç seyreder,
Dedik ya abayııı yakmış kıza
Bundan haberiii yok kızın ama
Aliiii, Alidesidero

Can:
Arkadaşları Ali derler,
Hani oturur bizim kahvede,
Atmış kafayıııı bir dilbere
Nefaset bişey filaaan boylu

Bizim Ali pişpirik oynar
ENEFÖÖÖ dinler maç seyreder,
Dedik ya kafayııı atmış kıza
Bundan haberiii yok kızın ama

Aliiiiii, Ali ister top!

Şarkının tamamını yazmayacağım bunun yerine kullandığı saçma kelimelerden bir demet sunayım:

Optimist -- Hoptimist
Metafizik -- Hedadidit
Ali kıza bir klark çekiyor -- Ali kıza bir Flark çekiyor
Elbette ki feminist bir kız -- Elbette ki evimiz bir kız.
Ne yapmalı ne etmeli kıza dalavere mi çevirmeli - Ne yapmalı ne etmeli? Kıza alelele mi çevirmeli?

Bi çocuk hangi şarkıya bulaşmasın derseniz, vallahi bunu seçerim. ama seçe seçe bunu seçmiş hasbam.

2-

Geçtiğimiz hafta pazar. Yani 15 Mayıs. İstiklal Caddesi, yine kalabalık, hararetli ve coşkulu bir eyleme ev sahipliği yapıyor. İNTERNETİME DOKUNMA!

Erkeği kadını, genci yaşlısı, evlisi bekarı, pornocusu anarşisti hepsi eylemde. Onbinler, benim tahminim 50-60 bin kisi, Taksim Meydanı'ndan aşağı doğru uzuyor. Adeta gümüş dere durmuyor akıyor. Sloganlar, tezahüratlar gırla, havada uçuşuyor.

Can da sırayla bir benim bir de Kaya'nın omuzlarında. Yani özetle eylemin kralı bu arkadaş aslında. Tepede kalabalığın üzerinde gidiyor. Hiçkimsede olmayan manzara babada.

Fransız Kültür'ün hemen önünden coşkun kalabalık aşağıya doğru yola çıkıyor. Coşku tavan. Fakat eylem lideri edasıyla bize göre biraz daha yüksek irtifada olan Cancan'ın, ileride solda gözüne bir yer ilişiyor. Saray Muhallebicisi.

Biz "Taaaayyip baksana, kaç kişiyiz saysana" dedikçe, İnternetime Dokunma eyleminin agresif lideri Cancan, "Sütlaç yemeee gidelim. Sssssaray varmış ordaaa!" diyor.

O andan sonraki sahnede, İnternetime Dokunma Panlartı taşıyan o emekçi ellerin, sütlaca sorti üstüne sorti yapan tatlı kaşıklarını tuttuğunu görüyoruz. Kimseye vermemek için hızlı hızlı götürüyor. İnternetime Dokunma eylemi, adeta bir Sütlacıma Dokunma eylemine dönüşmüş durumda.
Eminim diyorsun ki, olsun canım, çocuk bir mola vermiş olabilir, kaldığı yerden devam etmiştir.
Hayır. Ondan sonra da rehavet çökmüş paşaya, uyumuş Saray Muhallebicisi'nde.

Arkadaşım. Harcın değilse, bulaşmican. Yanlış mıyım?

3-
Can'ın bu aralar trendy topic'i "Paylaşmak". Zaten herif tek çocuk, bu yüzden bu konuya özel olarak dikkat ediliyor.

Geçen gün Gözde ve Kaya ve bizde... Kaya bira içiyor. Zarife de mutfaktan Kaya'ya ufak bir çerez tabağı yolluyor. Can'a verdi tabağı. Dedi ki,
"Cancan hadi bunu dikkatli bi şekilde dökmeden babana götür."

Can şöyle bir tabağa baktı, bademlere fındıklara daldı gitti. Kafasını toplar toplamaz Zarife'ye cevap.

"Zariiiife, götüreyim ama götürünce ben de yiyeyim. Çünkü paylaşmak güzel bir şeydir."

Hasbinallaaaah :). Ya yarabbi şükür, ya şapır şupur. Yok mu sende bu işin ortası bre boşbeleş :)

4-
Bir paylaşma hikayesi daha. Annemlerin üst komşusunun kızı, Beybep (Zeynep). Annem Can'a Beybep'in Can'ı "zirayet"e geleceğini, iki şüüüpiz yamaaatasından (Sürpriz yumurta) bir tanesini Beybep'e vermesi gerektiğini söylüyor. Cancan'ı bir telaştır alıyor. Büyük iç ve dış hesaplaşmalarının ardından, Can Beybep'in gelişinden 15 dakika kadar sonra şüpiş yamaatasını Beybep'e uzatıyor. Bir gün önce, bademleri hüpletmek uğruna "paylaşmak güzeldir." diyen dudaklar sarkmış, ağladı ağlayacak.

Can'ın şüpiş yamaatayı Beybep'e uzatmasıyla beraber, Beybep'in annesi de Can için, ona aldığı Can'ın favori şekerlerinden bir tanesini piyasaya çıkartıyor.
"Zeynep sen de bunu Can'a ver hadi" diye.

Bizim boşbeleşin yüzünde bir gülümseme, şaşkınlık ve anneme kurulan inanılmaz cümle.

"Anaane bak, hayat işte."
Annemin büyük şoklanışı, lan manyağın cümleye bak diye dumura uğrayışı, daha kendine gelemeden
"Ya anane, dünya böyle" diye Can'ın ekleyişi.

Annem bi dört beş saat atamamış olayın etkisi üzerinden.

5-
Bütün kuşlara güvencik diyor.
Geçen gün kocaman bi karga kondu yanıbaşımıza, bana diyo ki:
"Ereeen, bak güvencik."
tam düzelteyim mi acaba o güvencik değil Cancan karga diye, ben daha ağzımı açamadan:
"Amaaaaaa, karga güvencik."

28 Nisan 2011 Perşembe

İlk vesikalık

20 Nisan 2011 Çarşamba

Birafs Soora...


1)

Buna hepimiz ihtiyaç duyarız. Yani tam olarak evet ve hayır arası bir söyleyişe. Benim için evet
ve hayırın ortasında "belki" durur. Ancak çoğu zaman belki, umutsuz bir kelimedir. Yani %70'ler oranında belki hayır gibi algılanır.

Can denen boşbeleş bu işin sırrını çözdü. İstemediği bir şeyi yapmasını istediğinde, "Birafs soora" diyor. Bizim gibi Can'ın çakallıkları konusunda uzmanlaşmamış kişilerin hepsini ttmin eden bir cevap.

- Can hadi altını değiştirelim. - Birafs sooora

- Can, bırak o bolingi hadi yemeğe, - Birafs soora

İşine gelmeyen her şeye birafs soora. Çakaaal.

2)
Geçen gün akrabalık ilişkilerini ne derece çözüp çözemediğini anlamak için:

- Can söyle bakalım, benim annemin adı ne dedim?
- Zariiife.


Bi de "bildim di mi?" bakışı var ki onu hiç sormayın.


3)
Babam tabii haftaiçi çok alışıyor Can'a ve haftasonları göremeyince çok özlüyor. Yine öyle bir zamanda Can kucağındayken Can'a demiş ki:
- Can, annenle babana söylüyor musun? Beni dedeme götürün diye, çok özlüyomuş o beni diye: El cevap: - Ben söylemesem de getiriyorlar zaten.

:))))
Yahu çapsız, sanki sana konuyla ilgili yorumun soruldu.

4)
Allah Kaya ve Gözde'ye sabır versin. Çünkü Can artık "neden" diye sormaya başladı. Lakin, boşbeleş bi' insan olduğu için bu nedenlerin önü alınamıyor. Sırf benim yaşadığım neden vakalarından bir tanesini not düşeyim siz karar verin.

Telefonum çalar:
- Eren Merhaba,
- Ooo, naber Can? (anneme aratmış)

- iyiyim. Yolda mısın? (Yolda mısın, bize mi geliyorsun demek)
- Ne yolu ya, yok yok işteyim?

- Neden yolda diilsin?

- Çünkü işteyim Cancan.

- Neden iştesin?

- Para kazanmam gerekiyor da ondan.

- Neden para kazanman gerekiyor ki? (uzunca bir esten sonra ki, bu da huyu)

- Çünkü mama almak için para kazanmak lazım Cancan.

- Neden mama almak için para kazanmak lazım.
Sabrım taşmaya başlıyor.
Gerçekten düşünüp mü soruyor yoksa motora mı bağlamış diye tuzak soru geliyor. İşte:
- Gelsin paralar, alınsın mamalar, sen de sıçıp sıçıp altına doldurmaya devam et diye Cancan. Nasıl fikir?

- Ama neden sıçıp sıçıp altıma dolduriym ki?

- Hadi ananeni ver telefona. Tamam.

- Neden ananemi vereyim.

- Peki verme

- Ama neden vermeyeyim.
- Onu bunu bırak da, sen üstünü değiştirtmiyormuşsun ananene. Doğru mu? İzin ver değiştirsin bence. (en nefret ettiği şey, üstünün değiştirilmesi)

- Birafs soora, ananeeee Eren! (telefonu uzatır.)


5)
Geçen arabada kendisiyle yalnız kaldık. Bana şarkı öğret buyurdu paşa. Babam çocuğu zaten iyice fenerli yaptı. Ben de dedim ki bi cimbom marşı öğreteyim de dedesi şoklansın.

Nası dinliyo yeni şarkı öğreneceğim diye anlatamam. Resmen can kulağıyla.

Başladım:
Geliyor geliyor, cimbom geliyor.
En büyük taraftar tura geliyor.
Düğün var dernek var haykırsın herkes! (biraz daha coşkulu)
Elinde kupayla Cimbom geeliyor!
Rerere rarara Gassaray Gassaray Cimbombom!

Bi daa!
Böyle üçbeş kere tekrarlattı bana.

En sonunda ben ona dedim. Haydi Cancan şimdi sen diye. Namussuz nasıl ezberlemiş hemen, ama...
Sesini kalınlaştırma çabasıyla beraber:

Geliyo geliyo, cimbom geliyor.
En büyük taraaatar tura geliyor.
Düğün var ördek var haykırsın herkes!
Elinde kupayla Cimbom geeliyor!
Rerere rarara Gassaray Gassaray Cimbombom!

Arkadaşım ne ördeği ya. Neyin ördeği? Ördek Ali Baba'nın Çiftliği'nde, başka şarkının unsuru o, yapma gözünü seveyim. Pişman etme beni öğrettiğime. Yok arkadaş. Kaldı mı sana Düğün var Ördek var haykırsın herkes.

Boşbeleşin boşbeleş şarkı sözleri, n'apayım?

6)
Geçen gün basket oynuyoruz.
Bu atış yapacağı zaman da, ben biraz heyecanı arttırmak için.

Haaaaydi Cancan! şık şık şık
Haaaydi Cancan! şık şık şık


diye tezahürat yapıyorum.

Sonlara doğru sıkıldım ve yoruldum artık. Yapmamaya başladım.
Paşa buyurdu!
- Ereeeeen!
- Efendim Cancan!

- Şarkı sööle ben atarken (tezahürat demek istiyor.)

- Ne şarkısı lan?
Sesini kalınlaştırıyor ve:

"Haaaydi benben!"

:)