20 Nisan 2011 Çarşamba

Birafs Soora...


1)

Buna hepimiz ihtiyaç duyarız. Yani tam olarak evet ve hayır arası bir söyleyişe. Benim için evet
ve hayırın ortasında "belki" durur. Ancak çoğu zaman belki, umutsuz bir kelimedir. Yani %70'ler oranında belki hayır gibi algılanır.

Can denen boşbeleş bu işin sırrını çözdü. İstemediği bir şeyi yapmasını istediğinde, "Birafs soora" diyor. Bizim gibi Can'ın çakallıkları konusunda uzmanlaşmamış kişilerin hepsini ttmin eden bir cevap.

- Can hadi altını değiştirelim. - Birafs sooora

- Can, bırak o bolingi hadi yemeğe, - Birafs soora

İşine gelmeyen her şeye birafs soora. Çakaaal.

2)
Geçen gün akrabalık ilişkilerini ne derece çözüp çözemediğini anlamak için:

- Can söyle bakalım, benim annemin adı ne dedim?
- Zariiife.


Bi de "bildim di mi?" bakışı var ki onu hiç sormayın.


3)
Babam tabii haftaiçi çok alışıyor Can'a ve haftasonları göremeyince çok özlüyor. Yine öyle bir zamanda Can kucağındayken Can'a demiş ki:
- Can, annenle babana söylüyor musun? Beni dedeme götürün diye, çok özlüyomuş o beni diye: El cevap: - Ben söylemesem de getiriyorlar zaten.

:))))
Yahu çapsız, sanki sana konuyla ilgili yorumun soruldu.

4)
Allah Kaya ve Gözde'ye sabır versin. Çünkü Can artık "neden" diye sormaya başladı. Lakin, boşbeleş bi' insan olduğu için bu nedenlerin önü alınamıyor. Sırf benim yaşadığım neden vakalarından bir tanesini not düşeyim siz karar verin.

Telefonum çalar:
- Eren Merhaba,
- Ooo, naber Can? (anneme aratmış)

- iyiyim. Yolda mısın? (Yolda mısın, bize mi geliyorsun demek)
- Ne yolu ya, yok yok işteyim?

- Neden yolda diilsin?

- Çünkü işteyim Cancan.

- Neden iştesin?

- Para kazanmam gerekiyor da ondan.

- Neden para kazanman gerekiyor ki? (uzunca bir esten sonra ki, bu da huyu)

- Çünkü mama almak için para kazanmak lazım Cancan.

- Neden mama almak için para kazanmak lazım.
Sabrım taşmaya başlıyor.
Gerçekten düşünüp mü soruyor yoksa motora mı bağlamış diye tuzak soru geliyor. İşte:
- Gelsin paralar, alınsın mamalar, sen de sıçıp sıçıp altına doldurmaya devam et diye Cancan. Nasıl fikir?

- Ama neden sıçıp sıçıp altıma dolduriym ki?

- Hadi ananeni ver telefona. Tamam.

- Neden ananemi vereyim.

- Peki verme

- Ama neden vermeyeyim.
- Onu bunu bırak da, sen üstünü değiştirtmiyormuşsun ananene. Doğru mu? İzin ver değiştirsin bence. (en nefret ettiği şey, üstünün değiştirilmesi)

- Birafs soora, ananeeee Eren! (telefonu uzatır.)


5)
Geçen arabada kendisiyle yalnız kaldık. Bana şarkı öğret buyurdu paşa. Babam çocuğu zaten iyice fenerli yaptı. Ben de dedim ki bi cimbom marşı öğreteyim de dedesi şoklansın.

Nası dinliyo yeni şarkı öğreneceğim diye anlatamam. Resmen can kulağıyla.

Başladım:
Geliyor geliyor, cimbom geliyor.
En büyük taraftar tura geliyor.
Düğün var dernek var haykırsın herkes! (biraz daha coşkulu)
Elinde kupayla Cimbom geeliyor!
Rerere rarara Gassaray Gassaray Cimbombom!

Bi daa!
Böyle üçbeş kere tekrarlattı bana.

En sonunda ben ona dedim. Haydi Cancan şimdi sen diye. Namussuz nasıl ezberlemiş hemen, ama...
Sesini kalınlaştırma çabasıyla beraber:

Geliyo geliyo, cimbom geliyor.
En büyük taraaatar tura geliyor.
Düğün var ördek var haykırsın herkes!
Elinde kupayla Cimbom geeliyor!
Rerere rarara Gassaray Gassaray Cimbombom!

Arkadaşım ne ördeği ya. Neyin ördeği? Ördek Ali Baba'nın Çiftliği'nde, başka şarkının unsuru o, yapma gözünü seveyim. Pişman etme beni öğrettiğime. Yok arkadaş. Kaldı mı sana Düğün var Ördek var haykırsın herkes.

Boşbeleşin boşbeleş şarkı sözleri, n'apayım?

6)
Geçen gün basket oynuyoruz.
Bu atış yapacağı zaman da, ben biraz heyecanı arttırmak için.

Haaaaydi Cancan! şık şık şık
Haaaydi Cancan! şık şık şık


diye tezahürat yapıyorum.

Sonlara doğru sıkıldım ve yoruldum artık. Yapmamaya başladım.
Paşa buyurdu!
- Ereeeeen!
- Efendim Cancan!

- Şarkı sööle ben atarken (tezahürat demek istiyor.)

- Ne şarkısı lan?
Sesini kalınlaştırıyor ve:

"Haaaydi benben!"

:)

4 Nisan 2011 Pazartesi

Can'ın billi horozu

16 Mart 2011 Çarşamba

Ayça ve Can

Ayça, kuzenim Ayşegül'ün kızı. Can'dan 2 ay büyük ve doğduğundan beri Can'ın "ganga"sı.

Ayça'yla Can bir dönem okul arkadaşlığı da yaptılar ve gayet iyi anlaşıyorlar.
Geçen hafta, Ayça'lar bize geldiğinde, birlikte oynadılar, bizi şaşırtacak şekilde muhabbet ettiler. Aynı oyuncak üzerine yoğunlaşan gangalar minik gerginlikler yaşadılar ama tabii meseleler hep tatlıya bağlandı. :)

Ama bir bilgisaray muhabbeti vardı ki, hepimizi kopardı.
Can, bilgisayara "bilgisaray" diyor.
Ayça ise "dilgisayar".
Can, kendi muhteşem diksiyonuna hiç bakmadan, Ayça'nın dilgisayar demesine sürekli güldü.
Aşağıdaki videoda da kendince dalga geçiyor, çok komik.
Videoda, Ayça'nın yalandan ağlayışı, Can'ın kendine bakmadan dalga geçişi, Ayça'nın Can'ı safdışı bırakıp Eren'in kucağına yerleşmesi, Can'ın top ve boleybol kelimelerini duymasıyla telaşla ekrandan kaybolup yeniden belirişi, bir sürü komik detay var. Can uyumak üzere olduğundan üzerindeki pijaması da ayrı komik. (Saat 23.00'tü bu videoyu çekerken...)

26 Ocak 2011 Çarşamba

Wee Aaaa Törkiş Heylaaaz...

Biz zamanında söylesek söylesek:
  • Bir bilmecem var çocuklar, haydi SOR SOR!
  • Eeeeeti pufum, güzel aşkım, benim yumuşak tatlııım.
  • Okul önlüklerinde Balinlerin Vak Vak Vak.
  • Dalinnn Dalinnn Dalinn şampuaaaan...
  • Nesquik bırdak bırdak, bırdaklaaaarda buuuz gibi. Nesquik!

filan söylerdik. En çok açılanımız "Tineyç Mütınt Ninca Törtıls" derdi. Onu diyen de havalıydı.

Günümüz boşbeleşlerinde ise durum biraz farklı. Söyledikleri reklam jingle'ları bile...
Nasıl mı? İşte böyle.



Boşbeleş diyorum. İnanmıyorsunuz. Madem öyle size yeni bir Can boşbeleşliği anlatayım.

Can kendisine sürekli bir takım sorular sorulmasından çok hoşlanıyor. Buna da "Bilgili Yarışması" diyor. Ona hep kendi çapına uygun sorular soruluyor.
Misal,
karpuz mu daha ağırdır top mu? ya da
Bana 3 tane yeşil yiyecek adı söyler misin Can?
gibi gibi.

Geçen gün, adam oldu ya hasbam. Ananesine demiş ki.
Ananeşi, bilgili yarışması yapalım. Ama ben sssoriym. (Bu s vurguları öldürüyo beni)

Sor demiş ananesi de

Can: Banaaaaaa, 3 tane ssssarı yiyecek söyler misin?
Anane düşünmüş.
"Söylerim."
Anane: Cevap veriyorum. Muz, Kavun, Limoooon... Bildim mi?
Can: I ıh. Yanlış olduuuu.
Anane: Niye yanlış olsun ki Cancım. Muz, kavun limon. Hepsi de sarı yiyecekler işte.
Can: Llllimon yiyecek değil anane.
Anane: Ne peki
Can: Sıkacak!

İnanmazsanız, daha başka boşbeleşlikler de ekleyeceğim yakın zamanda.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Çapsız Cancan'ın Maceraları #1





1-
Can'ın boşbeleşlikleri serisinden sonra yeni bir yazı dizisiyle karşınızdayım. Çapsız Cancan'ın maceralarında hepberaber kah gülecek, kah düşüneceğiz.

Geçen gün ananesinin ve dedesinin evinde yatıya kalmış Cancan. Akşam vakti oyunlar oynanmış, şarkılar söylenmiş ve yatma vakti gelmiş. Babamın kucağında televizyonda babypörst (babyfirst) tv seyrederken uyuyakalmış. Babam da biraz beklemiş ibiş iyice uykuya dalsın diye.

İyice uykuya dalmasınının hemen ardından yatağına götürüyormuş ki, yolda hafiften sersemsepet bir şekilde gözlerini aralamış. "Dede beni nereye götürüyorsun?" diye sormuş. Babam da çok uykusu geldiği için onu yatağına götürdüğünü söylemiş.

Yatırdıktan sonra da bir iki daha mırıldanınca Cancan, biraz çaktırmadan sallamış arkadaşın yatağını iyice uykuya dalana kadar.

Yaklaşık bir on dakika sonra filan babam odaya dönmüşş bir bakayım n'aptı iyice uyudu mu diye.
Odaya girdiğinde Can'ı yatağında ayakta dururken görmüş.

"Can sen niye uyumadın?" diye sorduğunda ise cevap:
"Dedecim bu yatak çok sallanıyo ben buuda uyumak istemiyorum."

2-
Bu aralar aşırı takıldığı bir bilgisayar oyunu var. Adı Kova Basket. Takıldığı dediğim, ekranın başına oturuyor. Biz oynuyoruz bu enayi de kendi oynadığını sanıyor. Oyun mouse ile bir takım renkli topları kovaların içine sokmaya çalışmaktan ibaret. Annesinin kucağında oynarken başarılı bir atış sonrası şöyle buyurmuş:
"Annnnne ben bu işin kuaförüyüm."
"Hı? Ne kuaförü oğlum ne diyosun?"
"Annnnne ben bu işin kuaförüyüm."
Meğerse bizim çapsız, daha önce bir yerlerden "Ben bu işin profesörüyüm." deyişini duymuş. Kendi çapsızlığıyla harmanlamış. Böyle bir söylem geliştirmiş.Boşbeleş diyorum, kimseyi inandıramıyorum.

3-
Geçen gün içerki odadan beni büyük bir telaşla salona götürdü.
Koştura koştura gittik. Bana dedi ki,
"Errren, aaabalar uçar mııııı?" dedi.
"Uçmaz Cancan "dedim.
"Uçaaaaar" dedi.
Televizyonda da işte bu reklam:


Yavrum evladım, o reklam, reklamda böyle bi' gaz uçarlar diye izah etmeye çalıştım.
"Bu bir leklam" diyerek beni tasdik etti. Yine de sen bilemedin, ben bildim ifadesi o saçma pişmiş kelleliği gitmedi.

4-
19.01.2011
Hayatının ilk basketbol maçına gitti. Efes Pilsen - Siena. Siena Efes'ten daha güçlü bir takım olmasına rağmen. Can'ın da desteğini alan Efes, Siena'yı tokatlamayı bildi. Can'ın maçta ne kadar şaşkım olduğu ayrı bir post'un konusu.

Benim anlatacağım olay başka.
Ya arkadaşım, mola verilmiş. Dünyalar güzeli Efes Kızları sahaya çıkmış. Uçuyolar, kaçıyolar, yapmadıkları şov kalmamış oryantalinden tut ponpon şovuna kadar.
Özetle, dilberler havalarda uçuşsun. Sen hepsini izle güzel güzel. Ağzını açma sonuna kadar.

Bütün o şov bittikten sonra da şöyle bir yorum getir.
"Can izledin mi neler oluyor?"
"Evet. Ablalal takla etti."

Bu mu yani aklında kalan. Bu mu? Ablalar takla etti diye mi özetleyelim o görsel şöleni. Ablalal takla etmiş. Görürüm ben seni...

Bu resmi Efes Pilsen'in sitesinden maç fotoğrafları arasından buldum.
Tıklarsanız daha büyük görürsünüz

12 Ocak 2011 Çarşamba

Avukado


Can'la son dönemde oynadığımız bir oyun var: Bilgi Yarışması! (Onun deyişiyle Bilgili Yarışma)
Ben gayet ciddi bir ses tonuyla, Can'a sorular yöneltiyorum, o da karşımda oturup aynı ciddiyetle cevap veriyor. Hepsini bilince de nar, elma ya da bazen "çanfıstığı" kazanıyor.

Bilgili yarışmada genellikle, "benim annem senin neyin", "bana 4 tane renk adı söyle", "24'ten sonra kaç gelir", "kışın dışarı çıkarken üşümemek için ne giyeriz" benzeri sorular oluyor. Böyle soru cevap yöntemiyle bir sürü şey de öğreniyor Can.
Dünkü ilk sorum şuydu:
- Can, bana 3 tane yeşil yiyecek söyler misin?
- Avukado (!!) , salatalık, yeşil elma

Yeşil yiyecek deyince aklına gelen ilk şey nasıl "avukado" oldu anlamadım. Bizim evde hiç görmedi, annane-dedesiyle belki 1 ya da 2 kez yemiştir... Ama yeşil yiyecek deyince ilk akla gelenin avokado olması da neyin nesidir.
Şu ara beni şaşırtan o kadar çok cevap veriyor ki bana...


Artık çok az şeyi yanlış söylüyor Can. Yanlış söylediği az sayıda kelimeyi hiç düzeltmiyorum:

Lalabo: Lavobo
Vavi: Mavi
Kirliler: Kiler
Boling: Bowling

22 Aralık 2010 Çarşamba

Aşı


Can, aşı olmadan hemen evvel....