16 Mart 2011 Çarşamba

Ayça ve Can

Ayça, kuzenim Ayşegül'ün kızı. Can'dan 2 ay büyük ve doğduğundan beri Can'ın "ganga"sı.

Ayça'yla Can bir dönem okul arkadaşlığı da yaptılar ve gayet iyi anlaşıyorlar.
Geçen hafta, Ayça'lar bize geldiğinde, birlikte oynadılar, bizi şaşırtacak şekilde muhabbet ettiler. Aynı oyuncak üzerine yoğunlaşan gangalar minik gerginlikler yaşadılar ama tabii meseleler hep tatlıya bağlandı. :)

Ama bir bilgisaray muhabbeti vardı ki, hepimizi kopardı.
Can, bilgisayara "bilgisaray" diyor.
Ayça ise "dilgisayar".
Can, kendi muhteşem diksiyonuna hiç bakmadan, Ayça'nın dilgisayar demesine sürekli güldü.
Aşağıdaki videoda da kendince dalga geçiyor, çok komik.
Videoda, Ayça'nın yalandan ağlayışı, Can'ın kendine bakmadan dalga geçişi, Ayça'nın Can'ı safdışı bırakıp Eren'in kucağına yerleşmesi, Can'ın top ve boleybol kelimelerini duymasıyla telaşla ekrandan kaybolup yeniden belirişi, bir sürü komik detay var. Can uyumak üzere olduğundan üzerindeki pijaması da ayrı komik. (Saat 23.00'tü bu videoyu çekerken...)

26 Ocak 2011 Çarşamba

Wee Aaaa Törkiş Heylaaaz...

Biz zamanında söylesek söylesek:
  • Bir bilmecem var çocuklar, haydi SOR SOR!
  • Eeeeeti pufum, güzel aşkım, benim yumuşak tatlııım.
  • Okul önlüklerinde Balinlerin Vak Vak Vak.
  • Dalinnn Dalinnn Dalinn şampuaaaan...
  • Nesquik bırdak bırdak, bırdaklaaaarda buuuz gibi. Nesquik!

filan söylerdik. En çok açılanımız "Tineyç Mütınt Ninca Törtıls" derdi. Onu diyen de havalıydı.

Günümüz boşbeleşlerinde ise durum biraz farklı. Söyledikleri reklam jingle'ları bile...
Nasıl mı? İşte böyle.



Boşbeleş diyorum. İnanmıyorsunuz. Madem öyle size yeni bir Can boşbeleşliği anlatayım.

Can kendisine sürekli bir takım sorular sorulmasından çok hoşlanıyor. Buna da "Bilgili Yarışması" diyor. Ona hep kendi çapına uygun sorular soruluyor.
Misal,
karpuz mu daha ağırdır top mu? ya da
Bana 3 tane yeşil yiyecek adı söyler misin Can?
gibi gibi.

Geçen gün, adam oldu ya hasbam. Ananesine demiş ki.
Ananeşi, bilgili yarışması yapalım. Ama ben sssoriym. (Bu s vurguları öldürüyo beni)

Sor demiş ananesi de

Can: Banaaaaaa, 3 tane ssssarı yiyecek söyler misin?
Anane düşünmüş.
"Söylerim."
Anane: Cevap veriyorum. Muz, Kavun, Limoooon... Bildim mi?
Can: I ıh. Yanlış olduuuu.
Anane: Niye yanlış olsun ki Cancım. Muz, kavun limon. Hepsi de sarı yiyecekler işte.
Can: Llllimon yiyecek değil anane.
Anane: Ne peki
Can: Sıkacak!

İnanmazsanız, daha başka boşbeleşlikler de ekleyeceğim yakın zamanda.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Çapsız Cancan'ın Maceraları #1





1-
Can'ın boşbeleşlikleri serisinden sonra yeni bir yazı dizisiyle karşınızdayım. Çapsız Cancan'ın maceralarında hepberaber kah gülecek, kah düşüneceğiz.

Geçen gün ananesinin ve dedesinin evinde yatıya kalmış Cancan. Akşam vakti oyunlar oynanmış, şarkılar söylenmiş ve yatma vakti gelmiş. Babamın kucağında televizyonda babypörst (babyfirst) tv seyrederken uyuyakalmış. Babam da biraz beklemiş ibiş iyice uykuya dalsın diye.

İyice uykuya dalmasınının hemen ardından yatağına götürüyormuş ki, yolda hafiften sersemsepet bir şekilde gözlerini aralamış. "Dede beni nereye götürüyorsun?" diye sormuş. Babam da çok uykusu geldiği için onu yatağına götürdüğünü söylemiş.

Yatırdıktan sonra da bir iki daha mırıldanınca Cancan, biraz çaktırmadan sallamış arkadaşın yatağını iyice uykuya dalana kadar.

Yaklaşık bir on dakika sonra filan babam odaya dönmüşş bir bakayım n'aptı iyice uyudu mu diye.
Odaya girdiğinde Can'ı yatağında ayakta dururken görmüş.

"Can sen niye uyumadın?" diye sorduğunda ise cevap:
"Dedecim bu yatak çok sallanıyo ben buuda uyumak istemiyorum."

2-
Bu aralar aşırı takıldığı bir bilgisayar oyunu var. Adı Kova Basket. Takıldığı dediğim, ekranın başına oturuyor. Biz oynuyoruz bu enayi de kendi oynadığını sanıyor. Oyun mouse ile bir takım renkli topları kovaların içine sokmaya çalışmaktan ibaret. Annesinin kucağında oynarken başarılı bir atış sonrası şöyle buyurmuş:
"Annnnne ben bu işin kuaförüyüm."
"Hı? Ne kuaförü oğlum ne diyosun?"
"Annnnne ben bu işin kuaförüyüm."
Meğerse bizim çapsız, daha önce bir yerlerden "Ben bu işin profesörüyüm." deyişini duymuş. Kendi çapsızlığıyla harmanlamış. Böyle bir söylem geliştirmiş.Boşbeleş diyorum, kimseyi inandıramıyorum.

3-
Geçen gün içerki odadan beni büyük bir telaşla salona götürdü.
Koştura koştura gittik. Bana dedi ki,
"Errren, aaabalar uçar mııııı?" dedi.
"Uçmaz Cancan "dedim.
"Uçaaaaar" dedi.
Televizyonda da işte bu reklam:


Yavrum evladım, o reklam, reklamda böyle bi' gaz uçarlar diye izah etmeye çalıştım.
"Bu bir leklam" diyerek beni tasdik etti. Yine de sen bilemedin, ben bildim ifadesi o saçma pişmiş kelleliği gitmedi.

4-
19.01.2011
Hayatının ilk basketbol maçına gitti. Efes Pilsen - Siena. Siena Efes'ten daha güçlü bir takım olmasına rağmen. Can'ın da desteğini alan Efes, Siena'yı tokatlamayı bildi. Can'ın maçta ne kadar şaşkım olduğu ayrı bir post'un konusu.

Benim anlatacağım olay başka.
Ya arkadaşım, mola verilmiş. Dünyalar güzeli Efes Kızları sahaya çıkmış. Uçuyolar, kaçıyolar, yapmadıkları şov kalmamış oryantalinden tut ponpon şovuna kadar.
Özetle, dilberler havalarda uçuşsun. Sen hepsini izle güzel güzel. Ağzını açma sonuna kadar.

Bütün o şov bittikten sonra da şöyle bir yorum getir.
"Can izledin mi neler oluyor?"
"Evet. Ablalal takla etti."

Bu mu yani aklında kalan. Bu mu? Ablalar takla etti diye mi özetleyelim o görsel şöleni. Ablalal takla etmiş. Görürüm ben seni...

Bu resmi Efes Pilsen'in sitesinden maç fotoğrafları arasından buldum.
Tıklarsanız daha büyük görürsünüz

12 Ocak 2011 Çarşamba

Avukado


Can'la son dönemde oynadığımız bir oyun var: Bilgi Yarışması! (Onun deyişiyle Bilgili Yarışma)
Ben gayet ciddi bir ses tonuyla, Can'a sorular yöneltiyorum, o da karşımda oturup aynı ciddiyetle cevap veriyor. Hepsini bilince de nar, elma ya da bazen "çanfıstığı" kazanıyor.

Bilgili yarışmada genellikle, "benim annem senin neyin", "bana 4 tane renk adı söyle", "24'ten sonra kaç gelir", "kışın dışarı çıkarken üşümemek için ne giyeriz" benzeri sorular oluyor. Böyle soru cevap yöntemiyle bir sürü şey de öğreniyor Can.
Dünkü ilk sorum şuydu:
- Can, bana 3 tane yeşil yiyecek söyler misin?
- Avukado (!!) , salatalık, yeşil elma

Yeşil yiyecek deyince aklına gelen ilk şey nasıl "avukado" oldu anlamadım. Bizim evde hiç görmedi, annane-dedesiyle belki 1 ya da 2 kez yemiştir... Ama yeşil yiyecek deyince ilk akla gelenin avokado olması da neyin nesidir.
Şu ara beni şaşırtan o kadar çok cevap veriyor ki bana...


Artık çok az şeyi yanlış söylüyor Can. Yanlış söylediği az sayıda kelimeyi hiç düzeltmiyorum:

Lalabo: Lavobo
Vavi: Mavi
Kirliler: Kiler
Boling: Bowling

22 Aralık 2010 Çarşamba

Aşı


Can, aşı olmadan hemen evvel....

24 Kasım 2010 Çarşamba

Solistimiz Canki, Teleferikten sesleniyor.

Can okudu mu güzel okuyor şimdi, Allah'ı var. Multilingual bi' insan sonuçta. Bir öncekinde nasıl İngilizce okuduysa bunda da fransızca okuyor. Ancak bu defa durum biraz farklı, çünkü bunda hiç atmasyon yok. Bu yüzden Canca altyazı koymayacağım buna.

Unutmamalı ki bir sanatçı için sahne, dinleyicisinin olduğu her yerdir. Can bunun bilincinde bi çocuk. Yoksa teleferikte söylediği bir şarkıyı böylesine mükemmel icra edemezdi. Tamam, çocuğa habire sallıyorum bu blogdan ama bu performansı da eleştiremeyeceğim. Tek kelimeyle outstanding.

Mutlaka ama mutlaka önce şarkının orijinalini izleyiniz, dinleyiniz. Can'ın performansını değerlendirmeniz açısından bu çok önemli. İlk 40 saniyesi filan.




Şimdi de Canki versiyonu.




Sözler de burada

Alouette, gentille Alouette
Alouette je te plumerai
Alouette, gentille Alouette
Alouette je te plumerai
Je te plumerai la tete
Je te plumerai la tete
Et la tete, et la tete
Et la tete, et la tete
O-o-o-o-oh
Alouette, gentille Alouette
Alouette je te plumerai

Kelimelerin kifayetsiz, yorumların mesnetsiz kaldığı yerdeyiz sevgili okurlar.

Hadi hepinize jantiaalivettö.

23 Kasım 2010 Salı

Canyu!

Ne Kayyuymuş arkadaş.

Caillou bir çizgi film. Baştakipçilerinden bir tanesi de Can. Caillou'nun her biri kendinden de boşbeleş arkadaşları Klementayn, Leo, Sera... Allah o kıza akıl fikir bahşetsin kardeşi Rozi... Hepsi kankalarımız oldular.

Neyse geçen gün Cancan'la parka gittik. Arkadaş sürekli şarkı söylemekle beraber, "Cancım bi Kayyu Theme Song'u okur musun?" filan dediğinde, sağolsun hiç icra etmez. Parkta, boş anını yakaladım ve eseri okutmayı başardım.
Olayın ruhunu kapmanız için öncelikle dikkatlice bir iki kez şu aşağıdaki videonun ilk 20 saniyesini izleyip şarkıyı içselleştirmeniz gerekiyor. İşte:



Öncelikle bu videonun ilk 20 saniyesini izleyin. Şarkının sözlerini dinleyin.

Şimdi de bunu



Orijinali:

I'm just a kid who's four
Each day I grow some more
Caillou

So many things to do
Each day is something new
I'm Caillou

Cancası (Vallahi birebir dinleyip çıkartıyorum.)
An çaste kinti zor

İiiş dey a ra sam sı mor
Kaaayyu

Tuu veni çestudu

İiiş dey iikah ta mor

Kaaayyu
Kaaayyu
Aym Kaaayyu.



Boşbeleş adam boşbeleş. Boşuna demiyorum ben.