21 Haziran 2010 Pazartesi

Tatil



Can bu tatilde, kirazı yerken ağzında çekirdeğini çıkarmayı, ağaç çıksın diye çekirdeği bahçeye atmayı, karıncaların evlerine nasıl mama götürdüğünü, kumdan kale ve doğum günü pastası yapmayı, kocumaaan hoparlörlerden nasıl ses çıktığını, "Mecburen mecburen" ve "Deli deli kulakları küpeli" şarkılarını, altında bez yokken çiş yapmanın nasıl bir şey olduğunu öğrendi.

Bir de anektod:

- Can, İstanbul'u özledin mi?
- Öjledim.
- Kimleri özledin say bakalım.
- 1, 2, 3, 4
- ??!?


Elbette sahile giderken potamızı da götürüyorduk!

18 Haziran 2010 Cuma

Son Dakika! Turuncuk Top Yunan Adaları'nda!

Can'ın bu hayatta en sevdiği şey basket oynamak. Dolayısıyla da basket toplarına apayrı bir düşkünlüğü var. Bugüne kadar yüzlerce topu oldu desem inanın hiç abartmış olmam. Ancak bir tane topu var ki dünya bir yana o top bir yana idi. Bütün fotoğraflarda da elinde gördüğünüz o turuncuk top. Onsuz ne uyur, ne banyo yapar ne arabaya biner. Turuncuk Top, ailenin bir parçasıdır.

Neyse,
Bu aralar Can tatilde. Bodrum Aspat’ta. Tatilde de kendisine o turuncuktan başka 6 6 tane yeni top aldırmayı başarmış. Top masrafından başka hiçbir masrafı yok Can’ın. Çok hesaplı bir çocuk . Bir adet yeni sıçık plastik topla bütün gününü mutlu geçirebiliriyor. Portföye ne kadar yeni top girerse girsin Turuncuk Top’un yeri bir başka ama. Bir elinde her zaman o top. Diğer elindekiyse değişken.

Bu satırları aldığım çok taze bir haber üzerine yazıyorum Cancan. Sen şu anda tatilde öğlen uykundasın. Sen uyurken sahildeki topunu da rüzgar almış ve denize sürüklemiş. Turuncuk Top nöbetini aksatan anne ve babansa bu gidişe engel olamamış. Görmemişler bile. Gördüklerinde ise çok geçmiş. Yunanistan karasularındaymış senin turuncuk. Aynısından alalım çocuğa bir tane desek, yok maalesef. Üretimde olan cins bişi diil. Emsalsiz bir toptu. Ayrıca yaşanmışlıklar ne olacak?

Sakın üzme kendini. Bunlar basketbolun içinde olan şeyler. Topun emin ellerde. Hem Yunan basketbolu da en az Türk basketbolu kadar iyidir. Bir çırpıda aklıma gelenler Olimpiyakos, Panatinaykos, Aris boru değil.
Senin turuncuk topunla bir süre Pipidis’ler, Seyitalidis’ler oynayacak Cancan. Takma kafana, onlar da kardeş. Bak senin topu kesin şöyle bir tip kaptı ha Ege'nin öbür ucunda.



Bu post’un sonuna gelirken Can'ın tatilde çekilmiş cüretkar bir pozunu da eklemeden geçemeyeceğim. Arkadaş;! Madem mayosuzsun donsuzsun, niye oturursun kızgın kumlara? Di mi ama! O nası bi popodur? Kızgın kumlardan serin sulara geçiş şeklin bu mudur yani senin anlamadım ki.

28 Mayıs 2010 Cuma

Can parka giderken...

Parka giderken en büyük zevkimiz, Teşvikiye Camii'nin parmaklıklarının altındaki duvarda yürümek. Fotoğrafta da yine bir park seansına doğru ilerliyor...

Bu arada, son dönemde bakıyorum da, turuncuksuz neredeyse hiç fotoğrafı yok Can'ın... :)

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Can ve babuka



Can, 8 aylıktan beri babasına, baba ve Kaya'nın sentezinden oluştuğunu düşündüğümüz "Babuka" şeklinde hitap ediyor. Babukasıyla keyfi hep yerinde...

Fotoğraflarda, Can, Babuka ve turuncuk İstiklal Caddesi'nde.

14 Mayıs 2010 Cuma

Can'ın boşbeleşlikleri #8

- Can senin saçların nasıl?
- Ibırrcık


Can büyük boşbeleş. Uzun zamandır yazmıyor olmam, kendisinin boşbeleşliğe veda edip adam olduğu anlamına gelmiyor. Örnek mi? O hooo.

1- Geçen gün yürürken kaldırım taşları arasından fırlamış yeşilliğin önünde durdu. İşaret parmağıyla gösterip bağırıyor: Barul, barul! Marul demek istiyor. Hata bende, adam yerine koydum, izah etmeye çalıştım. Yok, barul da barul.

2- Hıdırellez şenliklerine gitti. Ben yoktum. Orada Burcu ve Arzu'yla karşılaşmış. Ancak paşanın elinde bir adet boş Efes Pilsen kutusu, delirmiş çünkü alıcam elime diye. Neyse, oynamışlar biraz. Sonra hadi Cancan dik kafana demişler. Almış kutuyu kafasının üstüne dikmiş. Tam boş adam, tam.

3- Mükemmelen söylediği şarkılar kervanına yeni katılan bir parça, "Arkadaşım eş, arkadaşım eş, arkadaşım eşek." Video: Coming soon

4- Geçen gün masadaki içki kadehini almaya çalışmış. Gözde de "Hayır Can alamazsın onu, o çocuklar için değil. Onu anneler içeeer, babalar içeeer, abiler içeeeer" demiş. Bay boşbeleş de demiş ki "Şafeefeler?". Şafefe ara bi' insan arkadaş için. Hey allahım ya!

5- Bi insan, bu kadar saçma zıplamaz. Can'a zıpla deyince, normalde çömeldiğinden biraz daha hızlı bir şekilde çömelip kalkıyor ve bunu zıplamak sanıyor. Ayrıca "zıpladığı" zaman aşırı içi uçuyor. Zıplamaktan ziyade, s.çmakla çömelmek arası bir eylemi çağrıştıran bu acayip hareketi, dans ederken bir dans figürü olarak aralara da serpiştirdiği oluyor.

6- Biz bu aralar Şafefe'yle ev bakıyoruz. Birkaç tanesine akşam bakarken Gözde ve Kaya'ya da siz de gelip bir baksanıza ne düşünüyorsunuz diyoruz. Çünkü baktığımız evler de hep o civarda. O evlere bakmaya tahmin edin bir de kim geliyor. Can.
Hepsine elinde turuncuk topuyla bi dalıyor önden. Bir umut bir başket potası arıyor hepsinde. Bulamayınca bana dadanıyor "Co, UA Didadam şölesşin, danş edelim.". Co dediği ben bu arada.
Ya arkadaşım, bi düşün ya, olacak şey mi?
Sen benim kucağımda, ben bağıra bağıra boş evde yankı yapa yapa "UA Devadam 12 devadam" şarkısını söylüyorum. Söylemekle de kalmıyor ki bu iş, bi de kucağımda senle zıplaya zıplaya dönüyorum. Emlakçı ve evsahibi de bize bakıyor. Aralarında Nası bi deli lan bu diyolla. Adam zaten bu manzara karşısında %15-20 koyuyo kiraya. Düşünsenize.

7- Katı sıvı, kurt kuş, meyve sebze ayırdetmeksizin lüpleten Can bu defa maalesef taşı baltaya fena vurdu. Ya tamam, kuşu kuzuyu ayırdetmeden lüpletiyosun. Ama tazeyle bayatı da ayır be koçum. Geçen gün bozuk yoğurt yemiş bulunmuş. Çok hastalandı. Hala toparlayamadı. Hiç kıyamıyor insan.

Anlayacağınız bizim Ibırcığın bu aralar başı belada. Şans dileyin ona.

22 Nisan 2010 Perşembe

Sahte gülüş


Can'ın uzun zamandır yaptığı bir sahte gülüşü vardı. Nereden çıktı hatılramıyorum ama "sahte sahte gül" deyince, gözlerini kısıp kıhkıh gibi komik bir ses çıkararak gülüyordu.


Bir süredir unutmuştuk ama bu sahte gülüşü.

Geçen akşam Kaya ve Can arabadayken, muhabbet esnasında, Kaya, "hadi oğlum sahte sahte gül" deyip kıh sesini beklemiş. Ses gelmeyince birkaç kez tekrar etmiş, "hadi Caan" diye.

En sonunda bizimki patlamış, "İşteee" demiş.


Kaya dönüp bakmış ki, gözler kısık, ağız açık sahte gülüyo bizimki. Meğer çocuk artık sessiz yapıyormuş sahte gülüşü, babukası anlamamış!

5 Nisan 2010 Pazartesi

Can ve turuncuk!


Can'ın şu ara en zevk aldığı konu, basketbol.
Herşey, ona aldığımız "şüngerboblu" basket potasıyla başladı. Önceleri üç beş basket atmak onu keserken, birkaç gün içinde kendimizi şöyle bir tablo içinde bulduk:

TV'de NBA TV açık, bilgisayarda "12 dev adam" çalıyor, Can turuncuk topuyla "başkeeet, ışkaladım, çok güşel attımmm, cuuk" gibi nidalar eşliğinde basket atıyor, biz de turuncuk bir yere kaçarsa temin etmek üzere hazır bekliyoruz. Zor yani işimiz.

Can, dışarı çıkarken turuncuk yanımızda, zaten onunla uyuyor, sabah ilk cümlesi genelde "anneşi başket atalım" oluyor.