26 Mayıs 2010 Çarşamba

Can ve babuka



Can, 8 aylıktan beri babasına, baba ve Kaya'nın sentezinden oluştuğunu düşündüğümüz "Babuka" şeklinde hitap ediyor. Babukasıyla keyfi hep yerinde...

Fotoğraflarda, Can, Babuka ve turuncuk İstiklal Caddesi'nde.

14 Mayıs 2010 Cuma

Can'ın boşbeleşlikleri #8

- Can senin saçların nasıl?
- Ibırrcık


Can büyük boşbeleş. Uzun zamandır yazmıyor olmam, kendisinin boşbeleşliğe veda edip adam olduğu anlamına gelmiyor. Örnek mi? O hooo.

1- Geçen gün yürürken kaldırım taşları arasından fırlamış yeşilliğin önünde durdu. İşaret parmağıyla gösterip bağırıyor: Barul, barul! Marul demek istiyor. Hata bende, adam yerine koydum, izah etmeye çalıştım. Yok, barul da barul.

2- Hıdırellez şenliklerine gitti. Ben yoktum. Orada Burcu ve Arzu'yla karşılaşmış. Ancak paşanın elinde bir adet boş Efes Pilsen kutusu, delirmiş çünkü alıcam elime diye. Neyse, oynamışlar biraz. Sonra hadi Cancan dik kafana demişler. Almış kutuyu kafasının üstüne dikmiş. Tam boş adam, tam.

3- Mükemmelen söylediği şarkılar kervanına yeni katılan bir parça, "Arkadaşım eş, arkadaşım eş, arkadaşım eşek." Video: Coming soon

4- Geçen gün masadaki içki kadehini almaya çalışmış. Gözde de "Hayır Can alamazsın onu, o çocuklar için değil. Onu anneler içeeer, babalar içeeer, abiler içeeeer" demiş. Bay boşbeleş de demiş ki "Şafeefeler?". Şafefe ara bi' insan arkadaş için. Hey allahım ya!

5- Bi insan, bu kadar saçma zıplamaz. Can'a zıpla deyince, normalde çömeldiğinden biraz daha hızlı bir şekilde çömelip kalkıyor ve bunu zıplamak sanıyor. Ayrıca "zıpladığı" zaman aşırı içi uçuyor. Zıplamaktan ziyade, s.çmakla çömelmek arası bir eylemi çağrıştıran bu acayip hareketi, dans ederken bir dans figürü olarak aralara da serpiştirdiği oluyor.

6- Biz bu aralar Şafefe'yle ev bakıyoruz. Birkaç tanesine akşam bakarken Gözde ve Kaya'ya da siz de gelip bir baksanıza ne düşünüyorsunuz diyoruz. Çünkü baktığımız evler de hep o civarda. O evlere bakmaya tahmin edin bir de kim geliyor. Can.
Hepsine elinde turuncuk topuyla bi dalıyor önden. Bir umut bir başket potası arıyor hepsinde. Bulamayınca bana dadanıyor "Co, UA Didadam şölesşin, danş edelim.". Co dediği ben bu arada.
Ya arkadaşım, bi düşün ya, olacak şey mi?
Sen benim kucağımda, ben bağıra bağıra boş evde yankı yapa yapa "UA Devadam 12 devadam" şarkısını söylüyorum. Söylemekle de kalmıyor ki bu iş, bi de kucağımda senle zıplaya zıplaya dönüyorum. Emlakçı ve evsahibi de bize bakıyor. Aralarında Nası bi deli lan bu diyolla. Adam zaten bu manzara karşısında %15-20 koyuyo kiraya. Düşünsenize.

7- Katı sıvı, kurt kuş, meyve sebze ayırdetmeksizin lüpleten Can bu defa maalesef taşı baltaya fena vurdu. Ya tamam, kuşu kuzuyu ayırdetmeden lüpletiyosun. Ama tazeyle bayatı da ayır be koçum. Geçen gün bozuk yoğurt yemiş bulunmuş. Çok hastalandı. Hala toparlayamadı. Hiç kıyamıyor insan.

Anlayacağınız bizim Ibırcığın bu aralar başı belada. Şans dileyin ona.

22 Nisan 2010 Perşembe

Sahte gülüş


Can'ın uzun zamandır yaptığı bir sahte gülüşü vardı. Nereden çıktı hatılramıyorum ama "sahte sahte gül" deyince, gözlerini kısıp kıhkıh gibi komik bir ses çıkararak gülüyordu.


Bir süredir unutmuştuk ama bu sahte gülüşü.

Geçen akşam Kaya ve Can arabadayken, muhabbet esnasında, Kaya, "hadi oğlum sahte sahte gül" deyip kıh sesini beklemiş. Ses gelmeyince birkaç kez tekrar etmiş, "hadi Caan" diye.

En sonunda bizimki patlamış, "İşteee" demiş.


Kaya dönüp bakmış ki, gözler kısık, ağız açık sahte gülüyo bizimki. Meğer çocuk artık sessiz yapıyormuş sahte gülüşü, babukası anlamamış!

5 Nisan 2010 Pazartesi

Can ve turuncuk!


Can'ın şu ara en zevk aldığı konu, basketbol.
Herşey, ona aldığımız "şüngerboblu" basket potasıyla başladı. Önceleri üç beş basket atmak onu keserken, birkaç gün içinde kendimizi şöyle bir tablo içinde bulduk:

TV'de NBA TV açık, bilgisayarda "12 dev adam" çalıyor, Can turuncuk topuyla "başkeeet, ışkaladım, çok güşel attımmm, cuuk" gibi nidalar eşliğinde basket atıyor, biz de turuncuk bir yere kaçarsa temin etmek üzere hazır bekliyoruz. Zor yani işimiz.

Can, dışarı çıkarken turuncuk yanımızda, zaten onunla uyuyor, sabah ilk cümlesi genelde "anneşi başket atalım" oluyor.

25 Mart 2010 Perşembe

Can'ı boşbeleşlikleri #7 Şaçmalalama Anini...

1- Can ne zaman aşırı boşbeleş bir hareket yapsa, kendisine "Can Saçmalama" deniliyor. Bugün ananesi ona "Can hadi uyuyalım" deyince. "Şaçmalalama anini" demiş çapsız.

2-
Bu aralar gözü basket atmaktan başka hiçbir şey görmüyor. Rüyasında bile turnikeye giriyor desem hiç abartmış olmam. Geçen gün bütün gece deliksiz çektiği bir uykunun ardından gözünü ilk açtığında annesini ve babasını görüyor ve diyor ki: "Başketatalımm!"

Uyurken bile basket topsuz uyumuyor.

3-
Can'ın bir çift spor ayakkabısı var, bir alttaki postta yer alan Body Ekrem'li resimdekiler. Onlara "UA Didadam akkabışı" diyor ve onlardan başka ayakkabı giymiyor.

4-
Geçen akşam halam bize gelmiş. Can Efendi de hemen ona bir iki numarasını göstermiş... Birden yirmiye saymak olsun, bu ne renk sorularına verilen doğru cevaplar olsun, kurulan bir iki spektaküler cümle olsun... Halam da "Akıl küpü bu çocuk akıl küpü" demiş. Can'a şimdi Şükran Hala sana diyo deyince verdiği cevap: "Akıllı Küp"... Lan senin neren küp çırpıbacaklı!

5-
Geçen gün yemeğini yerken yanında da meyve suyu içiyomuş Canpaşa... Kafaya bir dikmiş bardağı, 7 - 8 seferde götürmesi gereken miktarı bir anda çakmış. Ondan sonra da şöyle buyurmuş. "Aninişi, anneşi söleşin, Can kocuman içti." . Milletin işi güç yok ya senin saçma haberlerini yetiştirsin di mi? Bi de hangi haberin yetiştileceğini sen buyur. Oldu.

6-
Annem bana spor çorap alma konusunda bir numaradır. Şuradan alayım desem tanesine 5-10 lira vereceğim, harbi Kappa, Adidas madidas çorapların 20 tanesini koyuverir önüme, hepsini 5 liraya aldım filan der. Geçtiğimiz yıllarda Kaya'nın de ekibe katılmasıyla annemden o eski randımanı alamaz oldum. Adeta çorap imparatorluğum yıkılmıştı. Yine de kendi çapımda fena sayılmazdım. Ancak açık bir şekilde yükseliş dönemi sona ermişti. Çoraplar biraz da Kaya'ya gitmeye başlamıştı artık. Buna da alışmıştım, "neyse giydiğim önümde giymediğim arkamda ne eksiğim var" diyordum ki, sektöre bir dev daha girdi. Tahmin edin kim? Can Ekmekçi. Annem habire Can'a spor çorap alıyor. Olacak iş değil. Resmen skandal. Pabucu dama atılmak diye buna derim.
Can
, sözüm sana. Çek ayağını bu işlerden. Yerler adamı aslanım, topuğunu ısırırlar. Spor çorap camiası 3 büyüğü kaldırmaz.
Senin çoraplarını annen alsın. Uyar kendisini. Tehtid etmek gibi olmasın, adamı fena gıdıklarlar haberin olsun. Hadi bakiyim, ufak ufak, ıbırcıklı ense traşını görelim.

O çoraplardan vazgeç dostum.

11 Mart 2010 Perşembe

Can'ın boşbeleşlikleri #6

1- Can'ın en sevdiği aktivitelerden bir tanesi "İi ki dôdun" adını verdiğimiz, çakma mini doğumgünü partileri. Bir tuzluğun üzerine kürdan takarak bile "İi ki dodun" yapabiliyor. Ancak kendisi için iyiki doğdunu en gösterişli kılan unsur maytap. Bir pastanın üzerinde maytap gördü tamam. İii ki dodunu yapıştırıyor. Geçen Can kucağımda sokakta yürürken içeride tadilat olan bir dükkanın önünden geçiyorduk. İçinde adamlar spiral makinesiyle demiri kesiyorlardı. Bu yüzden acayip bir kıvılcım saçılıyordu etrafa. Can ona baktı ve Şafifi'ye şöyle dedi. "Kocuumaaan iii ki Dodun!".

2- Turuncu renge hala turuncuk diyo. Çok seviyorum turuncuk demesini.

Ben bu yaz nerdeydim? Olimpiyatlarda!



3- Ayçabebek var, Adnan Abi'yle Ayşegül'ün kızı. Can dingosundan 2 ay kadar büyük. Feci tatlı bir şey. Neyse, şimdi Can'ın ve Ayça'nın bulunduğu bir ortamda iki bebeğe de "kaşın nerde burnun nerde" filan gibi sorular soruluyor. Ayça da doğru gösterdikçe Can diyor ki "Akıllı bıdık.". Zannedersiniz kendi büyük bilge. Ya sen önce bi sağını solunu filan öğren sonra yap çapsız yorumlarını. Yanlış mıyım? Allaaan ibişi.

4-
Can'ı uyutmak için bir hamak kullanılıyor. Paşa orda sallana sallana uykuya dalıyor. Birisi onu sallarken uyudu heralde diyip sallamayı keserse uykulu Canki'den şöyle bir ses geliyor: "ŞALLA"

5-
Geçen yine hamağında uyumuş. Annem de azıcık dalsın da yatağına öyle geçiririm demiş. Kendi de içeri geçmiş uyumaya, o da çok yoruluyor. Neyse Can uyuduktan 5 dakika sonra annem de salona geçmiş o da vurmuş kafayı tam dalacakken çat çat çat yanağına vuran küçük bir el. "Annini annini" diyor. Delifişek o acayip yüksek hamaktan inmeyi başarmış. Ben nasıl yaptığına inanamıyorum ama neyse ki salimen başarmış. Cliffhanger mısın arkadaş 65 santim boyunla. Yat zıbar mis gibi, en kötü çağır birini.

İlk tiyatro


Can'ın daha evvel bahsettiğimiz bir sinema deneyimi olmuştu ama tiyatroyla ilk kez geçtiğimiz cumartesi tanıştı. Oyun ise tam aradığımız gibi: Ali Baba'nın Çiftliği

Her ne kadar konu "aşina" olsa da, ben Can'ın yaşı dolayısıyla takipte güçlük çekip sıkılabileceğini düşünüyordum. O yüzden de kapıya yakın bir yere oturduk. Oyunun başlamasıyla birlikte bizimki dikkat kesildi. Oyunun bazı yerlerinde, uzun diyaloglarda, daha büyük çocuklara yönelik mesaj kaygılı tiradlarda kıpırdanmalar oldu ama ilk perdeyi salimen kapattık.

İkinci perdede ise biraz hareketlenmeye başladı. Son nokta, Ali Baba'nın Çiftliği'ndeki hayvanlar malum şarkıyı neşeyle söyledikten sonra bizim ıbırcığın ayağa kalkıp "12 divadamı da şöyleyin" demesi oldu. (Can, youtube'da Ali Baba ve 12 Dev Adam'ı hep ardarda dinler. Onun için Ali Baba'nın Çiftliği'nden sonra 12 Dev Adam gelir.)Neyse ki çocuk tiyatrolarında bu tür "çıkış"lara çok alışık herkes.

Oyunun sonunda tüm hayvanlar sahneden inip çocuklarla kaynaştı. Can, kocaman hayvanlar fazla yakınına gelince, "biyaş koktum" dedi.
Yine de şapkasını çıkarmış eşekle ve Ali Baba'yla "biraz" korka korka fotoğraf çektirdik.
Sıradaki oyun, Kırmızı Şapkalı Tavşan.