12 Şubat 2010 Cuma

N'aber lan Çatal!

Photoshop üstadı Civan'a teşekkürü bir borç biliriz.

Çocuğun benden hiç doğru düzgün bir şey öğrendiği yok. Büyük zarar ziyanım yemin billah. Gerçi ben o kadar canım diyorum cicim diyorum umuru değil. Ne zaman pis bi laf etsem, hop hemen ağzında. Geçen gün dedesi sormuş:

- "Can Dayın sana ne diyo?"

El cevap

- "N'abe la Çatalllll!"

Çünkü ben ona bazen "N'aber lan çakal?" diyorum.

Madem anlayışın kıt, uzak dur bilmediğin kelimelerden di mi? Yok.

8 Şubat 2010 Pazartesi

Çukota





Can, hayatı boyunca 2 ya da 3 kez çikolata yemiştir, onda da minicik parçalar. Ama o yediği çikolatanın hakkını öyle bir veriyor ki... Minicik bir parça nasıl bu kadar "yaygın"laşıyor, anlamak zor..

4 Şubat 2010 Perşembe

Can Kim Geldi?



Çok güzel Zarife diyor. Koymadan edemedim.

3 in 1! Can'dan Şarkılar #2

Ben size dedim, sanatçı kişiliği var diye. Sanatçımız bu kez bir üçleme ile karşınızda.

Bir Gün Bir Gün Bir Çocukla başlayan müzik ziyafeti, Hop Hop Altın Topla devam ediyor. Sanatçı finalde ise dinleyicilerine coşturucu bir şarkıyla veda ediyor. UA Dev Adam 12 Dev Adam.

Özellikle dikkat: UA'yı söylerken, şampiyon olacağız'dan sonra, ağzıyla bir ara nağme yapıyor.

Bir önceki post'ta söz verdiğim gibi, işte karşınızda Can Ekmekçi.

1- Birgün birgün
2- Hop hop HANTİN top
3- UA Didadam

Eşşşşşşek makamında geliyor.




Tarihe küçük bir not: Bu UA Didadam'ın hatrına Efes Pilsen dün Siena'yı 10 sayı farkla yuvarladı.

3 Şubat 2010 Çarşamba

HAYI DİDİM! Can'ın boşbeleşlikleri #4.

Yorumsuz

1- Can evde yasaklı bir unsura yaklaşınca (atıyorum prizi parmaklamaya çalıştığında) izlenen prosedür şöyle:
  1. Ufak bir uyarı. "Caaaaaan". Can durur ve arkasını dönüp bakar. Bi' b.k yediğinin farkında. Ancak yılmaz ve hamlesine devam eder.
  2. Azıcık daha sert "Can, HAYIR". Can yüzünü buruşturur. Alt dudağını büker ve ağladım ağlicam mesajı verir vücut diliyle. Yine hamlesine devam eder.
  3. Daha da sert "CAN, HAYIR DEDİM!". Can, ağlayarak vazgeçer. 1 dakika filan ağlar sonra dikkati dağılır.
Geçen gün bizim evde bilgisayara yaklaşıyor (çok yakın bir zamanda laptop'ın bütün tuşlarını söktüğü için bilgisayar bir süreliğine kendisi için yasaklı) . Kimsenin onu izlediğinin farkında değil. Bilgisayara yaklaşıyor. Hafifçe etrafı kesiyor, hedefe yaklaşıyor, kendi kendine ağzından şu kelimeler dökülüyor. "Hayı Diiidiiiiiiim!". Ve bilgisayarı açıyor!

2 - Sanatçı kişiliğinden fırsat buldukça bahsediyorum zaten. Genel olarak sanatını özgürce icra etmeyi sevdiğini söyleyebilirim. Umarsız ve hesapsızca. Saf, %100 sanat. Pure Art! İşte belgesi. Sanatçı yine tüm yeteneğiyle bir Dikokan resmederken...

Yanımaaa korlar mı adam seni, koparıp acıtmazlar mı beni...

3- Yukarıda da yazdım. Evdeki dizüstü bilgisayarın bütün tuşlarını tek tek sökmüş. Kendi deyişiyle "Kındı". Kırmaya "Kındı" diyor da arkadaş. Bir şeyi kınmanın kendisi açısından kötü bir şey olduğunu biliyor. O yüzden "Bilgisayarı kim kındı Can?" diye sorulduğunda cevap hazır. "Annem kındı."

4- Yeni bir favori şarkı var. Bir gün bir gün bir çocuk. Acayip güzel icra ediyor. Mutlaka çekip koyacağım.

5- Geçen gün ayakta duruyorum. Elimde bira, cam bardakta. Can ortalıkta dolanıyor. Benim elimdeki birayı gördü, "Maaamaşu" dedi ve devam etti. Bu Canca'da meyvesuyu demek. Lan sanki sana soran oldu bu ne diye. Lan İbiş! Mamaşu dersin, bana da ver dersin anlarım. Yok arkadaş, adam sırf "Maamaşu" dedi gitti. Sanki sordum kendisine "Can'cım ne içiyorum, tam karar veremedim Efes mi bu Carlsberg mi Becks mi" yie? Yok öyle bir şey. Yüzde şöyle bir ifade "Yaaaa, biliyorum ben senin içtiğini yaa, artislik yapma. Ben bitirdim onları lokokoli* suyu filan içiyorum şimdi ben" . Hiç anlamadım. Boşbeleş diyorum, inanmıyorlar. Zarife'yle de bu ara geyiğimiz oldu. Anlam veremediğimiz bir şey görünce, mesela "Bu ne yaa filan dedim." hemen " "Maaamaşu" diyo.

*Lokokoli=Brokoli

26 Ocak 2010 Salı

Tooo yo Toyooota, Too yo Toyooota!

1- Çok susarsa ve kana kana su içerse, içmesi biter bitmez "LALAŞIN" diyor. Türkçesi ise "yarasın.". Galiba babannesi bir kere su içtikten sonra ona "yarasın" demiş.

2- Annem: Oğlum sana Zeynep'i alayııııııım mı?
Can: İşşşştemem annanecim iiiiiiiiştemem! [Videosunu çekebilmeyi umuyorum, çok bomba]

3- Geçen pazar (27.01.2010) annesiyle babasını resmen duman etmiş. Bazı günler öyle oluyor, aşırı ama aşırı enerjik. O gün ortalığın tozunu atmış. Hiçbir zaman sektirmediği öğlen uykusunu da pas geçmiş. Ben kendisiyle akşam buluştum. Yine gücü kuvveti, boşbeleş iş yapma enerjisi yerindeydi. Ta ki o kısa süreli araba yolculuğuna kadar. O noktada gardı düştü artık.

Neyse, bir yerden bir yere gitmek üzere arabaya bindik. Can'ın kesinlikle uyumaması gerekiyor. Varacağımız noktaya bir ulaşsak, yine uyumaz o çakal ama dayanamıyor. Arabada bir uyursa da bütün düzen bozulacak. Bana da arabanın arkasında Can'ı uyanık tutma görevi düştü. İlk başta şarkı türküyle götürdüm işi. Ancak sonlara doğru resmen "Toyoo toyooota tooyooo toyooota" olduk. Çok komikti. En en en son kısmını cep telefonumla çektim, iyi ki de çekmişim.



To yoo Toyooota!

Gözde diyo ki, "uyumiiican"
Kaya arkadan diyo ki, "Bütün gün psikopatlık yap, uyumaa."
Beni zaten görüyosunuz...
Fakat zafer...

25 Ocak 2010 Pazartesi

Can'dan şarkılar #1

Daha önceki postlarımdan birinde Can'ın tam bir adrenalin tutkunu oluşundan bahsetmiştim. Ancak onun atlamamamız gereken bir yönü daha var. O da, kendisinin sanatçı kişiliği, gönül adamlığı. Bu aralar icra etmeyi sevdiği eserler arasında "Dandini Dastana" isimli, bilinen bir parça yer alıyor. Ancak eski eserleri yeniden ısıtıp ısıtıp önümüze koyan sanatçılarla lütfen karıştırmayın Can'ı. Çünkü o bu unutulmaya yüz tutmuş şarkıları yepyeni yorumuyla tekrar gençlere hatırlatıyor. O şarkıları yeniden okuyup rant sağlamak peşinde değil. Zaten yeniden söylemiyor, yeniden yorumluyor. Lütfen kendisini Nostalji Kraliçesi Muazzez Ersoy'la aynı kefeye koymayın.

Sözü daha fazla da uzatmadan kısa bir açıklamanın ardından VTR'yi giriyorum:

Söz - Müzik: Anonim
Seslendiren: Can Ekmekçi

Parça "Bızzzdık" makamında geliyor. (ilk başta bi yarım var onu da kırpmaya kıyamadım.)




Gördüğünüz üzere sanatçı şarkının sözlerini full almamış, özünü almayı tercih etmiş.

"Dandini Daşştana
Kolu mos dancı danaayı
yemeşiiiii, hanayııı"

Lahana'yı yerine hanayı diyor. Uzatmanın anlamı yok.

O en sonra "hanayı" derken yaşadığı heyecan "işşte şimdi tezahürat geliyor" diye galeyana gelmesinden.

Dediğim gibi, O alkışlarla yaşayan bir gönül adamı.

Gerek üzerindeki formayla (her ne kadar önlüğünden gözükmese de), gerekse şarkı sonunda verdiği beyanatlarla hangi renklerin aşığı olduğunu da itiraf ediyor.